Mistisizm Felsefesi: Mistik Deneyimler Dini İnançları Gerekçelendirir Mi? – Matthew Sanderson

Mistisizm tabiri, “mistik deneyimler” adı verilen bilinçsel durumları geliştirmeyi hedefleyen dini gelenekleri ifade eder.

Bu deneyimler sırasında, mistikler doğaüstü varlıkla “birlik” hissederler, ya da gerçekliğin bazı formlarıyla direkt temas halinde olarak birliği algıladıkları söylenen birtakım deneyimler yaşarlar. [1]

Mistikler kendi mistik deneyimlerinin dini inançlarını gerekçelendirdiği eğilimindedirler.

Bu makale mistik deneyimleri tanımlamaya çalışan felsefi girişimleri gözden geçirmekte ve bununla beraber mistik deneyimlerin dini inançları gerekçelendirip gerekçelendirmediği hakkındaki argümanları ele almaktadır.

1- Mistik Deneyimler Nedir?

Mistik deneyimler, mistikler tarafından üstün bir güçle birlik ya da başka bir “nihai” gerçeklikle birlik olarak kabul edilmiştir. [2]

Mistik deneyimler genel olarak “birleştirici” deneyimler olarak anlaşılmıştır. Böylelikle bunlar, birden fazla ve ayrı şeylerin farkında olduğumuz sıradan deneyimlerden farklılaşmış olur. [3]

Belki de dil genel olarak ayrıştırmaya odaklandığı için, tüm farklılıkların ortadan kaybolmuş gibi olduğu mistik deneyimlerin dilde ifade edilmesi imkansız olabilir. Bundan dolayı, mistik deneyimler genel olarak “anlatılamaz” olarak, veya da herhangi bir dilin açıklamalarının ötesinde bir şey olarak kabul edilmiştir. [4]

Aynı zamanda, mistikler bakımından, mistik deneyimler esnasında zaman durmuş gibi hissedilir. Bu deneyimler, zamansız şimdi anında veya da “sonsuz şimdi” anında yaşanıyormuş gibi hissedilir. [5]

Son olarak mistik deneyimler, mistikler tarafından genellikle derinden mutluluk verici ve neşeli bir durum olarak hissedilmektedir. [6]

1.1- Dışadönük ve İçedönük Mistisizm

İki ana çeşit mistik deneyim bulunmaktadır: tüm duyusal içerikten yoksun içedönük mistik deneyim (introvertive), ve duyusal elementlerin bulunduğu dışadönük mistik deneyim (extrovertive). [7] İçedönük deneyimler sadece kişinin kendi zihninde ortaya çıkan olaylar olarak tanımlanabilecek şeyleri içerir; dışadönük deneyimler kişinin zihninin dışındaki dünyanın farkındalığını da içermektedir. [8]

Dışadönük mistik deneyimler her ne kadar duyusal içeriğe sahip olsa da, mistik farkındalığın tüm odağı duyusal-olmayan olarak düşünülmüştür. [9] Örneğin, dışadönük deneyim olarak Tanrı’yı sözde günbatımında algılamada, güneş duyusal da olsa, Tanrı duyusal-olmayandır.

Tamamen duyusal-olmayan içedönük mistik deneyim, bazı mistiklerin meditasyon sırasında deneyimledikleri, duyuların ve düşüncelerin olmadığı “safi bilinçlilik” olabilir. [10]

1.2 – “Nihai” Gerçeklik Algısı

Mistikler, mistik deneyimler esnasında spiritüel algıyla “nihai” gerçekliklerle temas halinde bulunduklarına inanırlar. [11] Bu, “nihai” gerçekliğin direkt olmayan bir şekilde farklı nesnelerle değil, direkt olarak bilince sunulduğu (yanı algılandığı) anlamına gelir. [12] Örneğin, teist mistikler Tanrı’nın varlığınıa mucizelerle veya da doğanın güzelliği üzerinden akıl yürüterek değil de Tanrı’yı birinci elden deneyimleyerek inanmışlardır. [13]

Mistik deneyimler böylelikle belirli bir tür “birleştirici”, direkt dini deneyim olarak kabul edilmiştir. Bunlar böylelikle genellikle “birliği” ya da “nihai” gerçeklikle direkt deneyimsel teması içermeyen diğer çeşit dini deneyimlerden -örneğin, vizyonlar, sesler ve dualardan- farklılaşmıştır. [14]

2- Mistik Deneyimler Dini İnançları Gerekçelendirir Mi?

Mistikler genellikle kendi deneyimlerinin dini inançlarını gerekçelendirdiğini iddia ederler. Onlar genellikle mistik deneyimlerin ilgili yönlerden duyu algısı gibi bir çeşit algısal deneyim olduğunu iddia ederler. Böylelikle, duyusal algı dışsal gerçekliği gerekçelendirdiği gibi, mistik deneyimler de algılayıcının dışındaki gerçeklik için rasyonel dayanaklar sunmaktadır. [15]

Bu “algısal argümanın” temeli duyusal algının ve mistik algının görece benzer bir yapıya sahip olmasıdır: bir algılayıcı dışsal bir nesneyi deneyimliyor hisseder. Ve algılanan nesne başka bir şeyle direkt olmayan bir şekilde değil, direkt bir biçimde deneyimlenmektedir: tıpkı kişinin uçağı buhar izinden değil de direkt deneyimlemesi gibi, kişi Tanrı’yı direkt deneyimlemektedir. [16]

Cevap olara, mistik deneyim hakkında şüpheciler bu iki algılamanın arasındaki büyük farklar sebebiyle bu analojinin kusurlu olduğunu iddia etmişlerdir.

2.1 Çapraz-Kontrol-Edilebilirlik Sorunu

Bazı şüpheciler duyusal algıların başka kişiler tarafından çapraz-kontrol edilebilirken mistik deneyimlerin edilemediğini gözlemlemektedir: birisi senin algıladığın mistik deneyimin gerçekten olup olmadığına “bakamaz”. Sonuç olarak, mistik deneyimler inançları duyusal algılarla aynı güçte destekleyemez. [17]

Ancak, mistik deneyimi savunanlar manevi rehberler vasıtasıyla özgünlüğüne ve kutsal metinlere uygunluğuna bakılarak mistik deneyimin kontrol edilebildiği cevabını vermişlerdir. [18]

2.2 Kısmi Dağıtım Sorunu

Şüpheciler herkesin sürekli olarak duyusal algıları deneyimlediğini ve bunun için özel bir hazırlanmaya gerek duymadığını, ancak çok az insanın mistik deneyim yaşadığını (yani onlara “kısmi dağıtıldığını”), ve bunu elde etmek için yıllarca meditasyon pratikleri yapmalarının gerekebileceğini iddia etmişlerdir. [19]

Ancak, mistik deneyimi savunanlar, farklı çeşit şarapları tatmak veya da sanatı doğru anlamak gibi bazı duyusal deneyimlerin de zorunlu antrenmanları gerektirdiğini iddia etmişlerdir. [20] Aynı zamanda, çoğu dışadönük mistik deneyimler spontane olmaktadır. [21] Son olarak, farklı yerlerden ve zamanlardan olan insanlar mistik deneyimler yaşamıştır. [22]

Yine de, mistik deneyimi ortaya çıkması için zorlayamazsın. Mistik deneyimler, mistiklerin neden olduğu şeylerden ziyade, mistiklerin başına gelen şeyler gibi görünmektedir. [23]

Bu durum “nihai” gerçekliklerin insan kontrolünden bağımsız olmasıyla açıklanabilir: örneğin, Tanrı’nın fark edilmesi tamamen Tanrı’ya bağlı olduğuna inanılır. [24]

2.3 Yapılandırmacılığın (Constructivism) Karşı Çıkışları

Bir başka şüpheci karşı çıkış da mistik deneyimlerin mistiğin dininin inançları tarafından oluşturulduğu düşüncesi olan “yapılandırmacılık” argümanıdır. [25] Örneğin, Hristiyanlar neredeyse evrensel olarak, Buda’yı veya da Krişna’yı değil de, İsa’yı deneyimlediklerini iddia etmektedirler. Belki de mistikler kendi algıları dışındaki “nihai” gerçekleri deneyimlememektedir.

Buna bir cevap olarak mistik deneyimlerin mistikleri şaşırttığı, inançları zıttında doğruları gösterdiği söylenmiştir. [26] Bir başka cevap da inançlardan yoksun “saf bilincin” mistik deneyimleri olabileceğidir. [27]

2.4 Natüralizmin Karşı Çıkışları

Son olarak bahsedeceğimiz şüpheci bakış açısı mistik deneyimlerin beyin tarafından neden olunduğunu söyleyen “natüralizm” argümanıdır. [28] Mistik deneyimler böylece sadece mistiğin kafatasında yaşanan doğaüstü bir gerçekliğin karışmadığı fiziksel olaylardır.

Ancak, bir kimse böyle bir açıklamanın ilahi bir failin beynimizi kullanarak bize mistik deneyimler yaşatabileceği fikrini göz ardı edemeyeceğini iddia edebilir. [29]

3 – Sonuç

Belki de mistik deneyimler anlaşılmaz ve hatta mantıksız görünebildiğinden, filozoflar genellikle mistisizme şüpheyle yaklaşmıştır.

Ancak, mistisizm dini deneyim, gerekçelendirme ve algılama hakkında ilginç felsefi sorular ortaya çıkarmaktadır. [30]

Ayrıca felsefe hayatı anlamlı kılan şeyi de keşfetmeye çalıştığından, mistisizmi de araştırmalıdır, çünkü mistik deneyimler sanıldığından daha yaygındır ve bunu deneyimleyenler genellikle hayatlarında yaşadıkları en anlamlı deneyim olduğunu söylemektedirler. [31]

Notlar

[1] Farklı çeşit mistik deneyimler hakkında kapsamlı tartışmalar için bakınız, Wainwright (1981: Bölüm 1) ve Jones (2016: Bölüm 1).

[2] Mistiklerin “nihai” gerçeklikleri deneyimlediklerine inandıkları düşüncesine dair örnekler için bakınız, Elwood (1999: s. 39), Marshall (2005: pp. 2 ve 74-76), Gellman (2001: s. 4), Wainwright (1981: s. 1) ve Jones (2016: s. 6).

[3] Mistik deneyimlerin doğayla “birlik” içerisinde bulundurduğu iddiası hakkındaki örnekler için bakınız, Stace (1960: Bölüm 2), Wainwright (1981: s. 1), Marshall (2005: pp. 3 ve 60-64), Elwood (1999: s. 39) ve Foreman (1999: Bölüm 7).

[4] James (1958: s. 329) anlatılamazlığı mistik deneyimin temel bir özelliği olarak görür. Mistik deneyimlerin anlatılamazlığı iddiası üzerine detaylı düşünceler için bakınız, Stace (1960: Bölüm 6) ve Jones (2016: Bölüm 6).

[5] Mistik deneyimlerde mistiklerin zaman durmuş gibi hissetmesi üzerine tartışmalar için bakınız, Wainwright (1981: pp. 10, 14 ve 34), Stace (1960: s. 110), Marshall (2005: pp. 27 ve 72-73) ve Jones (2016: s. 6).

[6] Mistiklerin mistik deneyimleri esnasında hissettikleri iddia edilen pozitif duygular hakkındaki tartışmalar için bakınız, Stace (1960: pp. 79 ve 110), Marshall (2005: pp. 27 ve 80-81), ve Jones (2016: s. 6).

[7] Dışadönük mistik deneyimlerin duyusal içeriğe sahip olduğu ve içedönük mistik deneyimin hiçbir şekilde duyusal içeriğe sahip olmadığı şeklinde tanımlayan ilk kişi Stace’dir (1960: Bölüm 2). Stace’den sonra pek çok filozof da bu tanıma bağlı kalmıştır. Örneğin bakınız, Jones (2016: s. 5), Marshall (2005: s. 26) ve Wainwright (1981: s. 33).

[8] Her ne kadar içedönük mistik deneyimler kişinin zihninde ortaya çıksa da, hala bir çeşit “nihai” gerçekliğin içeriğine sahip olabilir. Örneğin, muhtemelen geleneksel Hristiyan mistikler içedönük bir biçimde Tanrı’yı deneyimlediklerine inanıyorlardı. Teistik içedönük mistik deneyimler hakkındaki tartışmalar için bakınız, Zaehner (1957) ve Wainwright (1981).

[9] Gellman (2001: s. 5) ve Alston (1991: s. 5) mistik deneyimlerin duyusal olmayan odağı olduğu konusunda ısrar ediyorlar.

[10] Ancak, Katz (1978) tüm bilinçliliğin her zaman bir şeye karşı bilinçlilik olduğunu, ve böylelikle içeriği olmayan “safi bilinçlilik” gibi bir şeyin imkansız olduğunu savunur.

[11] Mistisizm filozofları genel olarak mistiklerin deneyimleri aracılığıyla “nihai” gerçekliği bildiğine inandıklarını ve bunun mistik deneyimlerin bir özelliği olduğunu iddia ederler. Filozoflar, mistik deneyimin sözde bilgi verme yönünü “bilişsel”, “gerçeğe uygun” veya “noetik” boyut olarak adlandırırlar. Örnek olarak bakınız, Jones (2016: Bölüm 1 ve Bölüm 3), James (1958: s. 329), Foreman (1999: Bölüm 7) ve Marshall (2005: s. 2 ve 65-67). Alston (1991: s. 5. ve Bölüm 1), Gellman (2001: Bölüm 1) ve Wainwright (1981: Bölüm 1 ve 3) mistik deneyimlerin iddiaya göre manevi olan veya duyusal olmayan bir algı türü olduğunu ileri sürmektedir.

[12] Alston (1991: Bölüm 1) mistik algının iddia edilen doğrudan doğasını savunur.

[13] Alston (1991: Bölüm 1) bu ayrımı yapmıştır. Tanrı’nın varlığına mucize veya da doğanın güzelliği üzerinden inanmaya yönelik akıl yürütmeler için bakınız, Tomas Bogardus’un Can We Believe in Miracles? , Thomas Metcalf’ın Design Arguments for the Existence of God ve pek çok teizm için argüman için Philosophy of Religion sayfasına bakabilirsiniz. Teistik mistisizm üzerine tartışmalar için bakınız, Pike (1992), Steinbock (2007), Stoeber (1994) ve Zaehner (1957).

[14] Gellman (2001: pp. 6-7), Wainwright (1981: pp. 1-7), ve Jones (2016: s. 4) bu ayrımı savunmaktadır.

[15] “Algıya dayalı argüman” hakkında örnekler için bakınız Gellman (2001), Wainwright (1981) ve Alston (1991). Ayrıca argümandan ziyade dini deneyim üzerinden Tanrı’ya inanmak hakkında başka bir perspektif için Jamie B. Turner’ın “Properly Basic” Belief in God: Believing in God without an Argument makalesine bakabilirsiniz. Buradaki sorun, mistik deneyimlerin epistemik gerekçelendirme sağlayıp sağlayamayacağıdır, eğer ki doğruysalar da, çoğunlukla bilgidir de. Bakınız, Todd R. Long’un Epistemic Justification: What is Rational Belief? Ve Thomas Metcalf’ın Epistemoloji Ya Da Bilgi Felsefesi.

[16] Gellman (2001), Wainwright (1981), ve Alston (1991) bu benzerlikleri tartışmaktadır.

[17] Wainwright (1981: bölüm 3) ve Alston (1991: Bölüm 5) bu tartışmanın ana noktalarını ayrıntılı olarak ele almaktadır.

[18] Mistik deneyimlerin ruhsal akıl hocaları tarafından ve kutsal metinlere danışılarak nasıl kontrol edilebileceğine dair tartışmalar için bakınız, Gellman (2001: s. 30-31), Alston (1991: s. 209-222) ve Wainwright (1981: s. 85-87). Mistik deneyimlerin nasıl doğrulanabileceğine dair bir örnek de bazılarının “meyve testi” dediği durumdur. Bu durum kişinin deneyiminin pozitif faydaları ya da “meyveleri” hakkında yapılacak bir testtir. Örneğin, bir kişi mistik deneyimin sonucunda mistiğin ruhaniyeti ve/veya ahlakiliği derinleşip derinleşmediğini düşünebilir. Eğer öyle olmuşsa, o zaman bu, mistik deneyimin kaynağının otantikliğini destekleyen bir kanıt olarak değerlendirilebilir. “Meyve testi” hakkındaki tartışmalar için bakınız, James (1958: s. 368), Wainwright (1981: s. 86), Jones (2016: s. 104-106) ve Alston (1991: s. 203).

[19] Alston (1991: pp. 197-199) bu problemi “kısmı dağıtım” olarak tanımlamaktadır.

[20] Pek çok duyusal algının da bazı mistik deneyim çeşitleri gibi özel çalışmalara ihtiyaç duyduğu iddiası için bakınız Alston (1991: s. 198).

[21] Pek çok filozof dışadönük mistik deneyimlerin genel olarak spontane bir doğası olduğunu vurgulamaktadır. Bakınız, örneğin, Marshall (2005: s. 190).

[22] Mistik deneyimlerin, duyusal algı deneyimleriyle kıyasla daha nadir olmasına rağmen, tarih boyunca farklı kültürlerdeki pek çok farklı insanın arasında mistik deneyimlerin genişçe dağıtıma sahip olduğu iddiası için bakınız, Wainwright (1981: s. 88).

[23] James (1958: s. 329) bu tür iddia edilen “pasifliğin” mistik deneyimlerin temel özelliklerinden birisi olduğunu savunur. Bakınız Jones (2016: s. 7)

[24] Wainwright (1981: s. 93-95) ve Alston (1991: s. 218-219) mistiklerin deneyimlediği iddia edilen gerçekliklerin yalnızca mistiklerin çabalarının sonucunda ortaya çıkmadığını, ama yine de mistiklerin “nihai” gerçekliğin görüntüsünü “algılamak” için kendilerini spiritüel olarak doğru bir biçimde konumlandırmaları gerektiğini (örneğin, egolarını bırakmak gibi) söylemişlerdir. Alston (1991: s. 198-199 ve 213) böyle bir konumlandırmaya “spiritüel anlayış” (spiritual receptivity) demektedir.

[25] Bu görüş aynı zamanda “bağlamsalcılık” (Contextualism) olarak da bilinmektedir. Katz (1978) bu görüşün kesin bir örneğini sunmaktadır. Proudfoot (1985) da benzer bir argüman sunmaktadır.

[26] Mistiklerin deneyimlediklerini iddia ettikleri şeylerin kendilerini sıklıkla şaşırttığını, çünkü önceki inançlarıyla bir uyuma sahip olmadığını ve böylelikle yapılandırmacılığın mistik deneyimlerin deneyim-öncesi inançlar tarafından oluşturulduğu fikrinin yanlış olduğu hakkındaki argüman için bakınız, (Jones: s. 64).

[27] Foreman (1999) bu argümanı baz alarak sadece yapılandırmacılığı reddetmek için bir kitap yazmıştır.

[28] Jones (2016: Bölüm 4) natüralizmin mistik deneyimleri açıklama denemeleri ve olası karşı argümanlar hakkında kapsamlı bir özet sunmaktadır. Aynı zamanda bakınız, Wainwright (1981: Bölüm 2) ve Gellman (2001: s. 88-102)

[29] Natüralizmin, doğaüstü bir gerçekliğin mistiklerin beynini kullanarak mistik deneyimler yaşattığı iddiasını tamamıyla ortadan kaldıramayacağı iddiası için bakınız Jones (2016: s. 156)

[30] Aslında, şu ana kadar filozofları birincil olarak ilgilendiren şey, mistisizmi epistemolojiyle temas haline getiren endişeler gibi, mistiklerin bilgi iddialarıdır. Bakınız Jones (2016: s. xvii). Buradaki sorun, mistik deneyimlerin epistemik gerekçelendirme sağlayıp sağlayamayacağıdır, eğer ki doğruysalar da, çoğunlukla bilgidir de. Bakınız, Todd R. Long’un Epistemic Justification: What is Rational Belief? Ve Thomas Metcalf’ın Epistemoloji Ya Da Bilgi Felsefesi.

[31] Pek çok filozof mistik deneyimlerin sanıldığından daha yaygın ve yaşayanlar için en anlamlı deneyimler olduğuna dikkat çekmektedir. Örnek olarak bakınız, Jones (2016: s. ix ve 336), James (1958: s. 330) ve Marshall (2005: Bölüm 1).

Referanslar

Alston, William P. (1991). Perceiving God: The Epistemology of Religious Experience. Cornell University Press. 

Elwood, Robert S. (1999). Mysticism and Religion. Seven Bridges Press.

Forman, Robert K.C. (1999). Mysticism, Mind, Consciousness. SUNY Press. 

Gellman, Jerome I. (2001). Mystical Experience of God: A Philosophical Inquiry. Ashgate. 

James, William (1958). The Varieties of Religious Experience: A Study of Human Nature. New American Library. 

Jones, Richard H. (2016). Philosophy of Mysticism: Raids on the Ineffable. SUNY Press. 

Katz, Steven T. (1978). Mysticism and Philosophical Analysis. Oxford University Press. 

Marshall, Paul (2005). Mystical Encounters with the Natural World: Experiences and Explanations. Oxford University Press. 

Pike, Nelson (1992). Mystic Union: An Essay in the Phenomenology of Mysticism. Cornell University Press. 

Proudfoot, Wayne (1985). Religious Experience. University of California Press. 

Stace, Walter (1960). Mysticism and Philosophy. Macmillan. 

Steinbock, Anthony J. (2007). Phenomenology and Mysticism: The Verticality of Religious Experience. Indiana University Press. 

Stoeber, Michael (1994). Theo-Monistic Mysticism: A Hindu-Christian Comparison. St. Martin’s Press.

Wainwright, William J. (1981). Mysticism: A Study of its Nature, Cognitive Value, and Moral Implications. University of Wisconsin Press. 

Zaehner, Robert C. (1957). Mysticism Sacred and Profane: An Inquiry into Some Varieties of Praenatural Experience. Oxford University Press. 


Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Orijinal Metin İçin: https://1000wordphilosophy.com/2023/07/31/philosophy-of-mysticism/


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.