Anayasalar Hükümeti Kısıtlayabilir Mi? – Michael Huemer

Bu yazıda, hükumeti etkili bir biçimde kısıtlayabilecek bir anayasanın nasıl tasarlanabileceğinin üzerine düşüneceğim.*

[Şuna Dayanılarak: “Can Constitutions Limit Government?” in The Oxford Handbook of Freedom, ed. David Schmidtz and Carmen Pavel (Oxford University Press, 2018), pp. 350-66. ]

1- Anayasal Başarısızlık

Yıllar önce, Büyük Uyanış’tan yıllar önce, Amerikalı lise öğrencilerine yönetim sistemlerinin erdemlerini öğretirlerdi. Amerika’nın bir özgürlükler ülkesi olduğunu öğretirlerdi, çünkü anayasamız hükümetin gücünü katı bir biçimde kısıtlıyor ve insanların temel haklarını koruyordu. (Bugünlerdeyse, tabii ki sadece ülkelerinin kötü olduğunu öğretiyorlar.)

O günlerde pek çok kişinin bu anlatıya inandığını düşünüyorum. Bunun sebebinin de hiç anayasaya bakmamış olmaları olduğunu düşünüyorum. Eğer gerçekten bakarsanız, ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptıklarına dair geçerli bir anlayışınız varsa, yapılanların bariz bir biçimde anayasaya aykırı olduğunu fark etmemeniz epey zordur. Eğer neden bahsettiğimi anlamamışsanız, alttaki maddelere bakınız:

Madde 1, Bölüm 8: Bu kongrenin yetkilerinin kapsamlı bir listesidir (429 kelimedir). Bu listenin neredeyse tamamı hükümetin yaptıklarıdır (para basmak, postanesinin olması, donanmasının olması vs.). Ancak hükümetin yaptığı fakat listede olmayan daha pek çok şey vardır.

X. Düzenleme: “Anayasa tarafından Birleşik Devletler’e devredilmeyen veya da eyaletlere yasaklanmamış olan yetkiler sırasıyla eyaletlere ve halka aittir.”

Federal yasaların sadece küçük bir kısmının Madde 1, Bölüm 8’de bahsedilen şeyler olduğunu fark edersiniz. Hükumetin işlerinin sadece küçük bir kısmı anayasa tarafından düzenlenmiştir. Burada anayasanın garip, radikal bir liberteryan okunmasına göre böyle olduğunu söylemiyorum; yani metnin yalın manalarına göre, onu aslına uygun olarak okumaya çalışan her normal insanın görebileceği gibi.

Buna güzel bir örnek Wickard v. Fillburn Vakasıdır (1938), bu davada Yüksek Mahkeme, federal hükümetin bir çiftçinin kendi çiftliğinde domuz yetiştirebilmek için ne kadar buğday ekebileceğini düzenleyebileceğine karar vermişti (hiçbir tahıl bu çiftlikten çıkamıyordu). Çünkü bu Kongre’nin “Eyaletler-arası ticari düzenlemeye yönelik” anayasal yetkisinin bir parçasıydı.

2- Neden Başarısız Oldu?

A- Yaptırım

Anayasanın hükümeti kısıtlamada başarısız olmasının sebeplerinden birisi anayasayı uygulayacak hükümetten başka bir yapının olmamasıdır. Bu, banka soygunlarını kontrol etmeleri için polis olarak banka soyguncularını göndermeye benzer. Kendilerine karşı olan bir yasayı uygulayacaklarını düşünüyorsanız hayal görüyorsunuz.

B- Peki Ya Kontrol ve Dengeler?

Meşhur “kontrol ve dengeler” mevzusu da işe yaramıyor çünkü devletin kurumları birbirlerini dizginlemek için bir teşviğe sahip değiller. Halkın özgürlükleri pahasına hükümeti büyüterek kar sağlayabilirler.

Ayrıca devletin bir kurumunun güçlerini, diğer kurumların işlerini yapmasını engellemektense veya da anayasayı ihlal etmelerini kesinleştirmektense, sadece diğer kurumların anayasayı ihlal etmesini engellemek için kullanacağına dair bir düşünceye sahip olmak için bir neden yoktur.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz Wickard Davası’na 9 tane yargıç karar vermişti. Bu yargıçların 8 tanesini Franklin Roosevelt atamıştı. Aynı zamanda anayasaya uygunluğu tartışmalı olan bu yasayı ortaya koyan başkan da oydu. Roosevelt kasıtlı olarak ajandasına onay verecek olan “evet adamlarını” atadı. Elbette bu yargıçların da aynı yasayı yürürlülüğe sokan Senato tarafından da onaylanması gerekiyordu.

Bu genel bir problemi ortaya koymaktadır: Başkanın Yüksek Mahkeme yargıçlarını atama yetkisi ve Senato’nun bunları reddetme veya da onaylama yetkisi, bize güya mahkemede sadece iyi yargıçların atanmasını sağlamaya yöneliktir (Lise Yurttaşlık Bilgisi Kontrol ve Denge Teorisi’ne göre). Ancak gerçekte bu yetkiler, Başkanın veya yasama organının yetkilerini etkili bir biçimde kısıtlama eğiliminde olan hiçbir yargıcın atanmamasını sağlamak amacıyladır.

C- Hükümetin Kişisel İmajı

Hükümetler işlerinin “yasalar yapmak” olduğunu düşünürler. Eğer tam zamanlı bir “yasa yapıcı” işe alırsanız, o zaman ne kadar yasa yapmış olursanız olun yapılması gereken yeni yasalarla karşılaşırsınız. Fakat işinin yasalar kaldırmak olduğunu düşünen kimse yoktur, böylelikle gereksiz yasalar yıllar geçtikçe artar.

D- Cezalandırma

Yüksek Mahkeme zaman zaman bazı hükümet eylemlerini anayasaya aykırı bularak iptal etse bile, anayasayı ihlal etmenin bir cezası bulunmamaktadır. Dolayısıyla, hükümet yetkililerini tekrar denemekten caydıracak bir durum da yoktur.

E- Yasalara Meydan Okumanın Zorluğu

Hükümete anayasayı ihlal ettiği için hemen bir dava açamazsınız. Sizin “Yasal statüye sahip olmanız” istenir, bu da hükümetin ihlali nedeniyle kişisel olarak zarar gördüğünüzü gösterebilmeniz gerektiği anlamına gelir.

Nasser Al-Awlaki Davasını düşünelim. 2010 yılında Obama yönetiminin oğlu Anwar Al-Awlaki’ye suikast girişiminde bulunmasını engellemek için dava açmıştı. Yönetim Anwar’in (o zamanlar ABD ve Yemen vatandaşlığına sahipti) bir terörist olduğunu iddia etmişti (fakat buna yönelik kanıt ortaya koymayı reddetmişlerdi) ve Anwar’i suikast için hedeflemişlerdi.

Başkanın yargılama süreci olmadan birisini suçlu ilan edip onu infaz etmesinin anayasaya aykırı olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer bu anayasaya aykırı değilse, anayasaya aykırı olan şey ne bilmiyorum. Ancak mahkemeler bu konuda hüküm vermeyi reddetti. Çünkü Nasser’ın bir dava açmak için “yasal statüsünün eksik” olduğunu söylediler, çünkü infaz edilecek olan kişi “kendisi değildi”. Böylelikle yargısız suikast programının ilerlemesine izin verildi.

F- Cehalet

Amerikalıların çoğunluğu anayasanın ne dediğini bilmiyor bu sebeple ne zaman ihlal edildiğini de farketmiyor (veya da umursamıyor).

3- Anayasanın Başarısız Olmadığı Yerler

Üç tür anayasa hükümlerini ayrı tutabilirsiniz:

1- Maddi Hükümler: bunlar hükümetin ne tür yasalar yapabileceğini veya yapamayacağını belirtir. Bu hükümler neredeyse sürekli olarak umursanmamıştır (bazı Haklar Bildirgesi maddeleri hariç).

2- Yapısal Hükümler: bunlar hükümetin yapısını tanımlar. Hükümet üç kola ayrılmıştır, yasama organı Meclis ve Senato’ya ayrılmıştır, vs. Bunlar genellikle sadakatle takip edilmiştir.

3- Usul Hükümleri: Bunlar yasaların çıkarılmasıyla ilgili prosedürleri ve buna benzer konuları tanımlar. Kongre’nin her iki kanadının da çoğunluğuna ihtiyaç vardır, başkanlık vetosunu geçersiz kılmak için 2/3 çoğunluğun elde edilmesi gerekir, vs. Bunlar da takip edilir.

4- Daha Etkin Bir Anayasaya Doğru

Hükümetin anayasal ihlallerinin çoğunun iyi politikalar olduğunu düşünebilirsiniz. Etkin bir anayasanın gerekliliği hakkında neden kafa yoralım?

Cevap kısaca şu, gerçek ABD anayasası için bu çerçeveyi hazırlayanların maddi kısıtlamalar hakkındaki görüşlerini kabul etseniz de etmeseniz de, hükümet gücünün bir şekilde kısıtlanmasının gerekli olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikirdir. Tarih bize, kısıtlanmamış hükümetlerin, on milyonlarca insanın ölümü de dahil olmak üzere halkına kötü davrandığı pek çok olayı gösterdi. Dolayısıyla ne çeşit bir kısıtlamaya inanıyorsanız inanın, bu kısıtlamaların nasıl daha etkin hale getirilebileceğiyle ilgilenmelisiniz ve ABD hükümetinin kendi anayasasının esaslı kısıtlamalarının pervasızca görmezden gelebildiği gerçeğinden de endişe duymalısınız.

İşte hükümeti kısıtlamada şu anki ABD anayasasından daha etkili olabilecek bazı hükümler:

A- Süper-Çoğunluk Kuralları

Her yeni yasanın kabulü için 2/3 çoğunluk gereklidir. Gerekçe: tüm veya neredeyse tüm yasalar mecburidir. Ancak genel olarak bu cebre karşı bir karine olmalıdır. Yasama organı üyelerinin sadece yarısından biraz fazlası yasanın geçmesi gerektiğini düşünüyorsa, bu karineyi yerine getirmemektedir. 2/3 gerekliliği hükümetin açık bir biçimde zorunlu olan yasaları (örneğin cinayete karşı bir yasa) geçirmesini sağlarken, hükümetin yanlış olması yüksek derecede muhtemel olduğu durumlarda, yani önerilen yasa hakkında çok fazla fikir ayrılığı olduğu durumlarda zorlayıcı bir şekilde müdahale etmesine olanak tanımaz.

B- Negatif Yasama Organı

Ayrıyeten, tek yetkisi yasaları yürürlülükten kaldırmak olan (normal yasama organıyla aynı biçimde halk oylamasıyla seçilen) “negatif” bir yasama organı olmalıdır. Tek işleri yasaları kaldırmak olacağından, zamanlarını gereksiz yasaları arayarak geçirebilirler.

C- Anayasa Mahkemesi

Anayasayı uygulamaya adanmış ayrı bir mahkeme olmalıdır. Hükümetin anayasaya aykırı olabilecek eylemlerini kovuşturmak için ayrı bir savcılık bürosu olmalıdır. Bu davalar hükümet yanlısı önyargılardan kaçınmak için sıradan vatandaşlardan oluşan jüriler tarafından karara bağlanmalıdır.

D- Cezalandırmalar

Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı ihlal eden kamu görevlilerine para cezası, görevden uzaklaştırma ve hatta hapis cezası verme yetkisi olmalıdır.

5- Sonuç

Liberteryenler iki gruba ayrılır: asgari devlet liberteryenleri ve anarşistler. Anarşizm için olan argümanlardan birisi (fakat tek argümanı değil!) sınırlandırılmış devletin mümkün olmadığıdır: insanlar denedi ve başarılı olamadı.

Fakat belki de başarılı olabilir. Yukarıdaki önlemlerin gerçekten işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum çünkü denenip denenmediğini bilmiyorum. Fakat şu ana kadar denenenlerden daha iyi sonuç verme şansları var gibi duruyor.

Hala anarko-kapitalizmi desteklemek için başka iyi nedenler olduğunu düşünüyorum. Fakat henüz anarşiye hazır değilseniz, sınırlı hükümetin bu geliştirilmiş versiyonunu deneyebilirsiniz.


Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Orijinal Metin İçin: https://fakenous.substack.com/p/can-constitutions-limit-government


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın