Atomlar Arasındaki Boşluk – Alexander Pruss

Philoponus der ki:

“Demokritos atomların birbiriyle temas halinde olduğunu söylediğinde, temas halindeki şeylerin yüzeyleri birbirine değdiğinde meydana gelen teması [epharmazousōn] kastetmiyordu, aksine, atomların birbirlerine yakın olduklarını ve birbirlerinden uzak olmadıkları durumu temas olarak adlandırıyordu. Çünkü ne olursa olsun, boşluk tarafından çoğu zaman ayrılırlar.” (67A7)

Bu tuhaf görüş üç zorluğa yol açmaktadır. Birincisi, her şeyin atomların birbirini itmesiyle, uzakta gizemli bir eylem olmadan, diğer Yunan düşünürler tarafından ortaya atılan aşk ve çekişme gibi tuhaf kuvvetler olmaksızın açıklanan Demokritosçu sistemin güzelliğidir. Ancak iki atom birbirine doğru hareket ediyorsa ve birbirlerine dokunmadan durmaları gerekiyorsa ‘yakın’ bir mesafede bir tür itme kuvveti var gibi görünebilir. İkincisi, atomcuların her şeyin zorunluluktan meydana gelmesi düşünceleridir. Ama neden birbirlerine doğru ilerleyen iki atom, x/2 ya da x/3 mesafesi yerine x mesafesinde dursun? Bu gelişigüzel görünmüyor mu? Ve üçüncüsü, Demokritos’un böyle tuhaf bir şeyi söylemesi için ne gibi bir sebep olabilir?

Çözümlerden biri basitçe Philoponus’un Demokritos hakkında yanıldığını söylemektir (bkz. ilginç bir çalışma). Örneğin, Demokritos’un atomlar bir araya geldikçe boşluk yaratacağına dair bir şeyler söylediğini tahmin edebiliriz, tıpkı düzlemi altıgen bir deseni dairelerle döşediğimizde oluşan üçgen benzeri aralıklar gibi, çünkü yüzeyleri yapboz parçaları gibi mükemmel bir şekilde eşleşmez ve Philoponus bunu atomlar arasında boşluk olduğu iddiasıyla karıştırmıştır.

Fakat ben başka bir şey denemek istiyorum. Sextus Empiricus, Dalai Lama (!) ve aradaki bir dizi insan tarafından tartışılan meşhur bir sorun vardır ; içinden geçilemeyen (geçinilmez) nesnelerin nasıl temas edebileceği. Eğer temas ediyorlarsa, yüzeyleri ya belli bir mesafe ile ayrılmıştır ya da ayrılmamıştır. Eğer yüzeyleri ayrılmamışsa, yüzeyleri aynı yerdedir demektir ve nesneler birbirine geçmişlerdir. (yalnızca sonsuz bir küçüklükte de olsa) ve bu nedenle gerçekten geçilmez değillerdir.

O halde Demokritos’un bu sorunun farkında olduğunu ve aşağıdaki çözümü ortaya koyduğunu varsayalım. Atomlar, sınırlarını ve yüzeylerini içermeyen açık uzay bölgelerini kaplarlar. Örneğin, küresel olan ateş atomları, uzayda merkeze olan uzaklığı r yarıçapından tam anlamıyla daha az olan noktalar kümesini işgal eder: sınır, merkezle mesafesi tam olarak r olan yer, boş kalır. Eğer her biri r yarıçapına sahip iki küresel atom birbirine temas ederse, merkezleri arasındaki mesafe 2r olur, ancak merkezlerinin tam ortasındaki nokta, ne birinci ne de ikinci atom tarafından kaplanır. Orada tek bir nokta kadar boşluk vardır.

Bu atomlar arası boşluk için verdiğim üç sorundan ikisini hemen çözer. Eğer haklıysam, Demokritos’un bu görüşü öne sürmek için çok iyi bir nedeni var : yüzeyleri iç içe geçmesi sorunundan kaçması için ihtiyaç duyması. Dahası, keyfilik problemi de ortadan kalkar. Birbirine yönelen atomlar, eğer sınırları olsaydı, sınırlarının birbirine geçeceği noktada tam olarak duruyor olurlardı. Sıfır mesafesinde dururlar. Durabilecekleri daha küçük bir mesafe yoktur. İki küresel atom, aralarında tam olarak bir boşluk noktası olduğunda birbirlerine doğru hareket etmeyi durdururlar: daha fazlası olursa hareket etmeye devam edebilirler; daha azı ise imkansızdır.

Hâlâ, sadece temasla açıklanamayan bir kuvvet gerektiren gizemli bir mesafe etkisi problemiyle karşı karşıyayız. Ancak Demokritos, sıfır mesafedeki etkinin pozitif mesafedekinden daha az gizemli olduğunu düşünebilir.—bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum— Önerdiğim görüşe göre, birbirine temas eden nesneler arasındaki mesafe sıfırdır. Bu durumda, bir noktanın (ya da iki kübik atomun paralel yüzleriyle buluştuğunu varsayarsak, bir nokta yüzeyinin) değeri sıfırdır. Geçinilmezlik, atomların birbirine daha fazla yaklaşamamasını en azından açıklıyor; bu, atomların birbirlerinin hareketlerini nasıl saptırdığını açıklamasa da (ki bu, Hume’un bilardo topları üzerine yaptığı tartışmadan öğrendiğimiz kadarıyla kolay bir mesele değil). Böylece, kalan problem azalıyor.

Bunun zaten literatürde olması beni hiç şaşırtmazdı.


Çevirmen: Hatice Nur Aykun

Çeviri Editörü: Abdullah Asım Gökmen


Orijinal Metin İçin: https://alexanderpruss.blogspot.com/2024/09/the-void-between-atoms.html


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın