Bazı iddialar mantıksal olarak tutarsızdır. Eğer ‘Yağmur yağıyor ve yağmur yağmıyor’ şeklinde bir cümle kurarsam ve söylediklerim tamamen düz bir şekilde, yani kelimesi kelimesine yorumlanırsa, o halde söylediğim şey mantıksal olarak tutarsızdır. Bağlaç için ‘&’ sembolünü, olumsuzlama için ‘~’ sembolünü ve ‘yağmur yağıyor’ cümlesi için ‘p’ harfini kullanalım. Bu durumda, ‘yağmur yağıyor ve yağmur yağmıyor’ cümlesi ‘p & ~p’ şeklinde uygun bir şekilde temsil edilir. Bu temsil, ‘yağmur yağıyor ve yağmur yağmıyor’ cümlesindeki çelişkinin hem sembolik hem de mantıksal olduğunu açıkça ortaya koyar. Zira ‘p & ~p’ cümlesinde ‘p’ye hangi kelime verilirse verilsin, sonuç bir çelişki doğuracaktır. Örneğin ‘çimen yeşildir ve çimen yeşil değildir’, ‘Trump başkandır ve Trump başkan değildir’, vb gibi. Bununla birlikte ‘Tanrılar yoktur’ cümlesi açıkça mantıksal bir çelişki değildir. Bu cümleyi, ‘F’ler vardır’ şeklinde, mantıksal biçime sahip yapıda bir önerme olarak düşünebiliriz. Şu biçimdeki bazı cümleler doğrudur: ‘köpekler vardır’, ‘yıldızlar vardır’ ve şu biçimdeki diğer cümleler ise yanlıştır: ‘tek boynuzlu atlar vardır’, ‘altın dağları vardır’. Mantık tek başına bize, bu biçimdeki belirli cümleler için, onların her zaman doğru mu yanlış mı olduklarını göstermez. Dahası özellikle mantık tek başına bize ‘tanrılar yoktur’ cümlesinin doğru mu yanlış mı olduğunu da göstermez. İnsanlar, ateizmin mantıksal olarak tutarsız olduğunu iddia ettiklerinde, genellikle ‘tanrılar yoktur’ cümlesinin mantıksal olarak tutarsız olduğunu kastetmezler. Aksine, ifade ettikleri şey, ateistlerin bağlı olduğu ve birlikte biçimsel olarak tutarsız olan daha geniş bir cümle kümesine işaret ederler. Örneğin, ateistler hem tanrıların var olduğuna hem de tanrıların var olmadığına inanıyorsa, o halde ateistler, ‘F’ler vardır; F yoktur’ biçiminde bir inanç kümesine sahiptir ve bu biçimdeki herhangi bir inanç kümesi mantıksal olarak tutarsızdır.
Ateistlerin, tanrıların var olmadığı iddiasını da içeren mantıksal olarak tutarsız bir iddia kümesine bağlı olduğunu varsayalım ve ‘G’nin tanrıların var olduğu iddiası olduğunu ve ‘~G’nin tanrıların var olmadığı iddiası olduğunu göz önünde bulunduralım. Standart klasik mantıkta, bir cümle kümesinin {p1, … , pn, ~G} mantıksal olarak tutarsız olması, ancak ve ancak G’nin {p1, … , pn} cümle kümesinin mantıksal bir sonucu olması durumunda geçerlidir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, bir cümle kümesi, ancak ve ancak G’nin, {p1, … , pn}’den mantıksal bir çıkarımı varsa, {p1, … , pn, ~G} mantıksal olarak tutarsızdır. Örnek vermemiz gerekirse, ‘→’ maddi koşulu temsil eder ve ‘p→q’yu, ‘p ise q’ olarak okuruz ve ‘p→q’nun p doğru ve q yanlış değilse tam olarak doğru olduğunu varsayarız. Aşağıdaki çıkarım hem {p, p→G, ~G}’nin tutarsız olduğunu hem de G’nin {p, p→G}’nin mantıksal bir sonucu olduğunu gösterir:
(1) p öncülü
(2) p→G öncülü
(3) ~G öncülü
(4) G, 1 ve 2’den, modus ponens ile
(5) G&~G, 3 ve 4’ten.
4. öncüldeki çıkarım, G’nin {p, p→G}’den çıkarıldığını ve 5. satırdaki çıkarım, {p, p→G, ~G}’den açık bir çelişki çıkarabileceğimizi gösterir. G’nin bir dizi iddiadan mantıksal bir çıkarımı mevcut olsun, {p1, …, pn, ~G} iddialarının mantıksal tutarsızlığının ateistler için ciddi bir mantıksal zorluk oluşturması için {p1, …, pn} iddialar kümesinin hangi özelliklere sahip olması gerekir? Cevap açıktır: ateistlerin {p1, …, pn} iddialarına inanmaları gerekir. Dolayısıyla, özellikle ateistler iddiaların hepsine inanmıyorlarsa, G’nin {p1, …, pn}’den çıkarılmasıyla kendilerine sunulan mantıksal sorunu, {p1, …, pn} iddialarının hepsine inanmadıklarını gözlemleyerek karşılayabilirler. Başka bir şeye gerek yoktur. Örneğin şu argümanı ele alalım.
(1) Var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir nedeni vardı.
(2) Doğal gerçeklik var olmaya başlamıştır.
(3) Eğer doğal gerçekliğin var olmaya başlamasının bir nedeni varsa, o halde en az bir tanrı vardır.
(4) Tanrı yoktur.
(5) Doğal gerçekliğin var olmaya başlamasının bir nedeni vardı. (1, 2’den)
(6) En az bir tanrı vardır. (3, 5’ten)
(7) Tanrı yoktur ve en az bir tanrı vardır. (4, 6’dan)
Bu argüman, iddialar kümesinin {var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir nedeni vardır, doğal gerçeklik var olmaya başlamıştır, eğer doğal gerçekliğin var olmaya başlamasının bir nedeni varsa o halde en az bir tanrı vardır, tanrılar yoktur} mantıksal olarak tutarsız olduğunu gösterir. Peki bu argüman, ateizme ciddi bir mantıksal meydan okuma sunar mı? Önceki tartışmamız ve çıkarımımızın, söz konusu iddialar kümesinin mantıksal olarak tutarsız olduğunu gerçekten gösterdiği göz önüne alındığında, temel problem ateistlerin (1)-(3)’e inanıp inanmadığıdır.
Ateistlerin (3)’ü kabul ettiğini, yani doğal gerçekliğin başlangıç nedenleri olabilecek tek şeyin tanrılar olduğunu kabul ettiğini varsayalım. Bu durumda (1) ve (2) yine de elimizde kalır. Peki ateistler bu iki öncülü kabul edebilir mi? Bu soru hakkında düşünmemize yardımcı olmak için, biraz farklı bir soruyla başlamak yararlı olacaktır. Doğal gerçekliğin kökenini düşünmektense, nedensel gerçekliğin kökenini ele alalım. Nedensel gerçeklik tüm nedensel ağ olduğundan, nedensel gerçekliğin bir nedeninin olması mümkün değildir. Zira böyle bir neden hem nedensel gerçekliğe aittir hem de değildir. Dolayısıyla hem nedensel gerçekliğin var olmaya başlaması hem de var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir nedeninin olması doğru değildir.
Mantıksal tutarlılığı korumak için, teistler ve ateistler ya nedensel gerçekliğin var olmaya başlamadığını kabul etmeli ya da var olmaya başlayan, ancak var olmaya başlama nedenleri olmayan bazı şeyler olduğunu kabul etmelidir. Ateistlerin benimsediği pozisyonlar arasında, çok popüler bir pozisyon nedensel gerçekliğin doğal gerçeklik olduğudur. Buna göre tüm nedensellik ağları, sadece doğal nedenler ağıdır. Bu pozisyonu benimseyen ateistler, (1) ve (2)’nin ‘doğal gerçeklik’ versiyonları hakkında teistlerin söylediği şeyleri, (1) ve (2)’nin ‘nedensel gerçeklik’ versiyonları hakkında söyledikleriyle birlikte söyleyebilirler. Eğer teistler nedensel gerçekliğin var olmaya başlamadığını söyleyebiliyorsa, o halde ateistler doğal gerçekliğin var olmaya başlamadığını söyleyebilirler ve eğer teistler nedensel gerçekliğin var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir nedeni olduğu iddiasına karşı bir karşı örnek olduğunu söyleyebiliyorsa, o halde ateistler doğal gerçekliğin var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir nedeni olduğu iddiasına karşı bir örnek olarak öne sürebilirler. Bütün bunlar göz önüne alındığında, yukarıdaki çıkarımın ateizme ciddi bir mantıksal meydan okuma sunmadığı açıktır. Zira tutarlı ateistler (1) ve (2)’yi kabul etmezler. Benzer şekilde tutarlı teistler de (1) ve (2)’nin ‘nedensel gerçeklik’ versiyonlarını kabul etmezler.
Elbette bu çıkarımın, ateizmin mantıksal tutarlılığına karşı bir şey yapmaması, ateizmin mantıksal tutarlılığına karşı başka çıkarımların olmadığı anlamını taşımaz. Ancak, hiç kimsenin ateizme mantıksal bir meydan okuma sunan bir çıkarım üretmediğini söylemek oldukça makuldür. Nitekim teistlerin tanrıların var olmadığı iddiasını içeren tutarsız cümle kümeleri buldukları her yerde, düşünceli, zeki ve bilgili ateistlerin tutarsız cümle kümesindeki diğer iddialardan bir veya daha fazlasını reddettiği vakalar her zaman ortaya çıkmıştır. Dahası, geçmişteki başarısızlık gelecekteki başarısızlığı garantilemese de, büyük geçmiş yatırımların sıfır getirisi, gelecekte başarı beklemek için kesinlikle hiçbir neden sağlamaz. En azından, ateizm eleştirmenleri için buradaki zorluk açıktır: tanrıların var olmadığı iddiası da dahil olmak üzere, aşağıdaki iki koşulu sağladığı gösterilebilen, belirsiz olmayan, açıkça ifade edilmiş bir dizi iddiada bulunun:
(a) İddialar dizisi mantıksal olarak tutarsızdır;
ve
(b) düşünceli, zeki ve bilgili ateistler, bu kümedeki tüm iddiaları kabul ederler.
Şimdiden iyi şanslar.
Çevirmenin Notu: Bu makale, Graham Oppy’nin Atheism: The Basics adını taşıyan kitabında bulunan “Logical Defeat” bölümünden, yazardan alınan izin doğrultusunda çevrilmiş ve başlıklandırılmıştır. Graham Oppy, Atheism: The Basics, (New York: Routledge, 2019), s. 107-111.
Çevirmen: Musa Yanık
Çeviri Editörü: Abdullah Asım Gökmen


Yorum bırakın