Bağdaşımcılık – Abdullah Asım Gökmen

Epistemolojinin ele almış olduğu en önemli konulardan birisi gerekçelendirmenin yapısıdır. Gerekçelendirmenin yapısının nasıl olması gerektiğine dair ortaya koyulan iki tane ana akım görüş bulunmaktadır. Bunlardan birisi gerekçelendirmenin birtakım temel inançlar üzerine bina edildiğini savunan Temelciliktir (Foundationalism) [1]. Bir diğeri ise inançların birbiriyle bağdaşmış bir sisteme ait olmasını gerekli gören Bağdaşımcılıktır (Coherentism). Bu yazımızda, gerekçelendirmenin bir çeşit bağdaşmış sistem aracılığıyla olduğunu iddia eden Bağdaşımcılık görüşünü ele alacağız.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz iki görüşün çıkış noktası olarak Aristo’nun Birinci Analitikler adlı eserini gösterebiliriz. Bu eserde Aristo, inancın gerekçelendirilmesi için üç farklı ihtimal olduğunu söylemiştir. Bir inancın gerekçelendirilmesi, bu üç ihtimale göre:

(1) Sonsuza kadar geriye giden gerekçelendirme zinciri aracılığıyla olduğu iddiası,

(2) Yeterince geri gidişle birtakım temel inançlara ulaşılacağı ve bu noktada biteceği,

(3) Bir dairesel biçimde olacağıdır.

Bahsetmiş olduğumuz bu argüman “Gerileme Argümanıdır”. Bu argüman, normalde, Aristo’nun da kabul ettiği temelcilik görüşünü savunmak için kullanılmaktadır. Aristo’ya göre, bu sorunun tek doğru cevabı vardır ve bu cevap da (2)’de gösterilen temelciliktir. Fakat birtakım filozoflar, (3) seçeneğin yanlış olmadığını düşünmüşlerdir. Bu filozoflara göre, inançların arasındaki gerekçelendirme ve destek ilişkisi çok güçlüdür. Bu destek ve gerekçelendirmeyle bir yapı veya da sistem oluştururlar. Bu yapıyı, bir ağ veya da Ernest Sosa’nın da yaptığı gibi bir sala benzetebiliriz. Her bir parça için onu tamamen veya da kısmen desteklemekte olan başka bir parça vardır. Aynı şekilde, P inancını direkt veya da dolaylı olarak destekleyen bir Q inancı vardır; ve tam tersi bir biçimde, Q inancını direkt veya da dolaylı olarak destekleyen bir P inancı bulunmaktadır. Yeterince desteğe sahip olmuş inançlar da bağdaşmıştır. Bu bağdaşma sayesinde de gerekçelendirilmiştir.

Bir İnanç Sisteminin Tanımlanması

Bir inanç sisteminin bağdaşmışlığı ve tutarlılığından önce, bir inanç sisteminin ne olduğundan ve bir inanç sisteminin nasıl tanımlanabileceğinden bahsetmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir inanç sisteminin tanımlamanın dört yolu bulunmaktadır:

(1) Konularına referans vererek. Örneğin matematiksel inançlar bir inanç sistemine sahiptir. Aynı şekilde parke döşemek hakkındaki inançlar da bir inanç sistemine sahiptir.

(2) İnançların oluşmasında etkili olan ve oluşturan kaynaklara göre: Görsel inançlar, duyusal inançlar, hafızaya dayalı inançlar.

(3) Fenomenolojik olarak. İnançların bir fenomenolojik işaretinin olabildiğini kabul ederek veya da varsayarak, inançların fenomenolojik işaretlerinin de olabileceği ve benzer inançların benzer fenonemonolojik işaretleri olduğunu kabul etmek ve varsaymakla kabul edilir.

(4) İnançların birbirleriyle psikolojik türden bağımlı olduğu veya da olabildiği spesifik sistemlere göre. [2]

İnanç sistemlerinin nasıl tanımlanabileceğinden bahsettiğimize göre, bağdaşım ilişkisinin yapısı hakkında da konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bağdaşım İlişkisinin Yapısı

Bağdaşım ilişkisi, yukarıda bahsetmiş olduğumuz inanç sisteminin içerdiği inançların arasındaki ilişkidir. Bu ilişkiyle, aralarında bir bağdaşım oluşur ve bu sayede bu inançlar gerekçelendirilmiş olur.

Bağdaşım ilişkisinin gerektirdiği koşullardan birisi olarak mantıksal tutarlılık görülmüştür. P1,…,Pn önermelerinin bağdaşmış olabilmesi için, bu önermelerin mantıksal bir çelişki içermemesi gerekmektedir. Fakat tutarlılık, tek başına bir çare olarak görünmemektedir. “2+2=4”, “Bugün çarşamba” ve “kedim uyuyor” inançlarını ele alalım. Bu inançların hiçbiri çelişmemektedir. Fakat yine de bağdaşmış da değillerdir [3].

Bir başka koşul olarak da olasılıksal tutarlılığın gerekli olduğu düşünülmüştür. Bu görüşün savunucusu olarak C.I. Lewis gösterilebilir. Lewis’e göre, inançların bağdaşmış olmasını sağlayan destekleme, olasılıksaldır. Yani mantıksal tutarlılığın yanı sıra, olasılıksal bir tutarlılık da bulunmaktadır. Örneğin, üç tane önermeyi ele alalım,

(1) Mehmet suç mahallindeydi,

(2) Mehmet hırsızın silahının aynısına sahipti,

(3) Mehmet bankaya yüklü bir miktarda para yatırdı.

Bu üç önerme arasında mantıksal olarak bir tutarlılık olsa da, (2) ve (3)’ten yola çıkarak dedüktif bir biçimde (1)’e ulaşamamaktayız. Fakat bu önermeler, bizim (1)’e inanmamız için güçlü bir olasılıksal tutarlılık sağlamaktadır. Böylelikle bu üç inancın bir bağdaşım içerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz.

Bir başka kriter olarak da açıklayıcı ilişkileri ekleyebiliriz. Bu kriter birtakım inançların arasındaki bağlantıyı ve birtakım inançlar arasındaki bağlantının olmamasını açıklamakta işimize yaramaktadır. Örneğin, çelişkinin var olmadığı ama bir bağdaşımın da bulunmadığı bir inançlar kümesini elimine etmemizde yardımcı olmaktadır. Yukarıda örnek verdiğimiz “2+2=4”, “bugün çarşamba” ve “kedim uyuyor” önermelerinin bir bağdaşımı olmadığını açıklamamızda bize yardımcı olmaktadır. Bunun yerine, “Mehmet suç mahallindeydi”, “Mehmet hırsızın silahının aynısına sahipti” ve “Mehmet bankaya yüklü bir miktarda para yatırdı” önermelerinin arasındaki açıklayıcı ilişki de bu önermelerin bağdaşmış olduğunu kabul etmemizde bize yardımcı olmaktadır.

Buraya kadar, bağdaşımın nasıl bir yapıda olduğunu anlattık, şimdi ise, bağdaşımcılık görüşünün kabul edenlerin ve savunanların kullanmış olduğu argümanları ele alacağız.

Bağdaşımcılık İçin Argümanlar

Bu bölümde bağdaşımcılık lehine sunulabilecek olan argümanların iki tanesinden bahsedeceğiz.

Bu argümanlardan birincisi, yukarıda da bahsetmiş olduğumuz C.I. Lewis’in sunmuş olduğu artan olasılık argümanıdır. Bu argümana göre, inançlarımızın arasında bir bağ oluşarak olasılık artmakta ve inancı gerekçelendirmektedir. Lewis örnek olarak, on farklı kişiye birbirlerinden habersizce hiçbir şey bilmediğimiz bir konu hakkında soru sorulduğu bir senaryoyu sunmaktadır. Buna göre, her birini ayrı ayrı, birbirlerinden habersiz ve hiçbirinin birbirini tanımadığı bir durumda hepsine aynı soruyu sorsak ve bu soruya hepsi aynı cevabı verseler, bu cevaba inanma olasılığımız artmış olur. Böyle olunca, tek tek ele alındığında güvensiz olan bu enformasyonlar, böyle bir mutabıklıkla güvenilmeye yatkın hale gelmektedir. Bu sebeple de, bağdaşımcılığın gerekçelendirme sürecinde yeterlilik sağlayan bir görüş olduğu söylenmiştir.

Bu argüman eleştiriye açıktır. Örneğin, bu argümanın sadece bağdaşımcılık özelinde ele alınamayacağı söylenmiştir. Bir kişi, birtakım öncüller ekleyerek bir çeşit temelci argümana dönüştürebilmektedir.

Bir başka eleştiri olarak da on kişinin beyanının hepsi beraber ele alınırsa bir gerekçelendirme sağlaması hakkındadır. Eğer ki her beyan teker teker ele alındığında bir miktar gerekçelendirme sağlıyorsa, bağdaşımın etkili ama sıfırdan bir gerekçelendirme sunamayacağı iddiasındaki bir çeşit temelciliğin bu düşünceden yola çıkarak bu argümanın aslında kendi görüşünü desteklediğini iddia edebilir [4].

Ele alacağımız ikinci argüman da inançları sadece başka inançların gerekçelendirebileceği yönündeki iddiadır. Bu iddiaya göre, birtakım önermesel davranışlara sahip zihinsel durumlar vardır. Bu önermesel davranışlara sahip durumları da sadece önermesel başka durumlar gerekçelendirebilir. Böylelikle, eğer ki bir zihinsel durumun önermesel durum özelliği yoksa o zaman inançları gerekçelendirmede kullanılamaz.

Fakat bu argüman da eleştiriye açıktır. Bu argümana yapılan eleştirilerden birisi Ernest Sosa’nın The Raft and The Pyramid adlı makalesinde bulunmaktadır. Bu makalesinde, Ernest Sosa, basit bir örnek sunmaktadır: Kırmızı bir nesne gördüğümüzü düşünelim. Bu kırmızı nesne, belli bir açıdan ve uygun şekilde gelen ışınlar sayesinde bize göründüğünü kabul edersek, o zaman önermesel durumlar olmadan, sadece bir zihinsel durum vasıtasıyla bu inancımız gerekçelendirilmiş olur. O zaman, bağdaşımcı, sunmuş olduğu iddianın iyiliği için böyle bir durumu da kabul etmemesi gerekir [5].

Sonuç

Gerekçelenedirme teorilerinden biri olan ve 20. yüzyılın başlarında çıkan bağdaşımcılık, temelcilik için sunulan eleştiriler ve Agrippa’nın Trilemması’nda sunulan üç yolun ışığında yeni bir teori ortaya koymaya çalışmıştır. Bu yeni teori, epistemolojide çokça ses getirmiştir ve felsefecilerin %23’lük gibi bir kesiminin kabulünü veya da yatkınlığını kazanmıştır [6- PhilSurvey 2020]. Tabii ki, her felsefi teori gibi bu görüşe de karşı çıkanlar ve eleştirenler olmuştur. Biz bu yazımızda, genel bir bağdaşımcılık tanımı ve bağdaşımcılık lehine sunulan argümanları sunmaya çabaladık.

Notlar

[1] Temelcilik hakkında daha fazla bilgi edinmek için bakınız: Temelcilik – Abdullah Asım Gökmen

[2] IEP – Coherentism in Epistemology

[3] IEP – Coherentism in Epistemology

[4] IEP – Coherentism in Epistemology

[5] Sosa, 1991

[6] PhilPapers Survey, 2020

Kaynakça

Coherentism in Epistemology | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/coherentism-in-epistemology/

Poston, T. (n.d.). Foundationalism | Internet Encyclopedia of Philosophy. Internet Encyclopedia of Philosophy. https://iep.utm.edu/foundationalism-in-epistemology/


Sosa, E. (n.d.). The Raft and the Pyramid: Coherence versus Foundations in the Theory of Knowledge,

Olsson, E. (2017). Coherentist Theories of Epistemic Justification (E. N. Zalta, Ed.). Stanford Encyclopedia of Philosophy; Metaphysics Research Lab, Stanford University. https://plato.stanford.edu/entries/justep-coherence/

PhilPapers Survey 2020. (n.d.). Survey2020.Philpeople.org. https://survey2020.philpeople.org/


Yazan: Abdullah Asım Gökmen


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yanıt

  1. Erdem Epistemolojisi – Abdullah Asım Gökmen – Veritas Analitik Felsefe Dergisi Avatar

    […] [1] Temelcilik ve Bağdaşımcılık üzerine daha fazla bilgi için Bakınız: Temelcilik – Abdullah Asım Gökmen ve Bağdaşımcılık – Abdullah Asım Gökmen […]

    Beğen

Yorum bırakın