Temelcilik – Abdullah Asım Gökmen

Epistemoloji, bilgi üzerine çalışmalar yapan felsefe alt dalıdır. Epistemolojinin ele almış olduğu konuların en önemlilerinden birisi, bilginin gerekçelendirilmesinin nasıl olduğu ve bu gerekçelendirmelerin arasındaki bağlantının nasıl işlediği konusu olmuştur. İnancın nasıl bir yapıda olduğu, epistemolojide çokça tartışılmış olan ve bu tartışmanın sonucunda da birçok farklı görüşün ortaya çıkmasına vesile olan bir konudur. Biz, bu tartışmanın sonucunda ortaya çıkan görüşlerden en önemli gösterilebilecek iki tanesini ele alacağız. Temelcilik (Foundationalism) ve bağdaşımcılık (Coherentism) isimli bu iki görüş, inançların gerekçelendirilmesinde inanç kümelerimizin nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna dair birtakım fikirler vermektedir.

Bu yazımızda, gerekçelendirme hakkında sunulan fikirlerden ilki olan Temelcilik görüşünü ele alacağız.

Temelcilik dediğimizde, inançların belli bir temel üzerine kurulu olduğunu iddia eden bilgi yapısı görüşünden bahsetmekteyiz. Bir başka deyişle, temelcilik birtakım gerekçelendirilmesi gerekmeyen doğru inanç kümesi üzerine geri kalan inançlarımızı -bu kümeden yararlanarak- gerekçelendirerek inşa ettiğimizi iddia etmektedir.

Temelciler, görüşlerini ortaya koyarken sonsuz gerileme problemi denilebilecek bir problemi sebep olarak sunmuşlardır. Gerileme problemine göre, bir kişinin P inancını gerekçelendirirken Q inancını kullanması; Q inancını gerekçelendirirken de R inancını kullanması ve bunun gibi sonsuza kadar giden bir inançlar zincirinin oluşması bir problem oluşturmaktadır. Bu problemden yola çıkan temelciler, bu gerilemenin bir noktada durmasının gerekli, hatta da zorunlu, olduğunu söylemişlerdir. Bunun sonucunda da, Leibniz’in de dediği gibi, “kanıtlamak için çaba sarf etmeyeceğimiz” önermelerin bulunması gerektiğini söylemişlerdir.

Temelciler, görüşlerini savunmak için bir argüman daha sunmuşlardır. Olaylar hakkındaki doğal yargılarımız üzerine kurulu olan argümanda, birtakım inançları doğal olarak bildiğimiz iddiasında olmuşlardır. Bu inançlara örnek olarak şu önermeleri gösterebiliriz:

“Siyah, beyaz değildir.”

“üç, iki ve birin toplamıdır.”

Bunun gibi önermeler, doğal olarak bildiğimiz inançlar olan temel inançlara (Basic Beliefs) güzel örneklerdir.

Fakat aynı zamanda, bu görüşe karşı eleştiriler de sunulmuştur. Bunların arasında en önemlilerinden olarak keyfilik problemini gösterebiliriz. Keyfilik problemine göre, bir temelcinin temel inanç olarak ortaya koyduğu önermelerin bir dayanak noktası yoktur. Bu bağlamda temel inançlar bir ilke olmadan rastgeledir.

Temelci ise, bu eleştiri karşısında epistemik değeri kesin olan noktalara gitmeyi düşünebilir. Epistemik değeri kesin noktalar da yanıltıcı olmayacak ve keyfi sayılamayacak olan noktalardır. Bu kesin noktalara örnek olarak zihinsel durumlar örnek gösterilebilir. Mesela bir kişi kolunu kapıya çarpsa, acı hisseder. Böylelikle acıyı bilebilir. Hissettiği duygunun acı olduğunu bilmeyebilir, ama o duygunun vermiş olduğu zihinsel durumun farkında olur.

İnançların hangilerinin sebepsiz doğru olduğunu belirlemek için temelciler birtakım argümanlar sunmuştur. Bu argümanlardan birisi algısal bilgilerin daha fazla gerekçelendirmeye ihtiyaç duymamasıdır. Mesela bir kişi, kırmızı bir kağıt görüyorsa, bu görüşü ona bilgi için yeterlidir, demişlerdir. Bu inancın gerekçelendirmeye ihtiyaç duymadan bilgi haline geldiği söylenmiştir. Fakat temelcilik karşıtları bunun uygun ışığın olduğu ortamlar gibi durumları da gerektirdiği için gerekçelendirilmesi gereken inançlar olduğunu söylemişlerdir. Bunun gerekliliğini de şöyle bir örnekle açıklamışlardır:

Görülen kırmızı kağıt, aslında beyaz bir kağıttır. Fakat gören kişi, bu kağıdı kırmızı bir ışığın altında gördüğü için bu kağıdın kırmızı olduğuna inanmıştır. Böylelikle gereken bir gerekçelendirme -yani uygun ışık altında bu kağıdı gördüm önermesi- eksiktir. Bu sebeple, algısal/duyusal inançlar da gerekçelendirmeye tabiidir.

Tabii ki, tek bir çeşit temelcilik görüşü yoktur. Temel inançlar hakkında sahip oldukları tutumlarda farklılaşan genel olarak üç çeşit temelcilik görüşü vardır: Güçlü Temelcilik (Strong Foundationalism), Ilımlı Temelcilik (Modest Foundationalism), Zayıf Temelcilik (Weak Foundationalism). Bu görüşler, temel inançlar hakkında sundukları görüşlerde ayrılırlar. Yukarıda yapmış olduğumuz eleştirilerin neredeyse çoğu güçlü temelcilik görüşü aleyhine olmuştur. Bu eleştirilerden kaçınmak ve daha sağlam bir görüş ortaya koyabilmek için ılımlı temelciler ve zayıf temelciler adı verilen iki farklı grup da ortaya çıkmıştır.

Diğer görüşler olan ılımlı temelcilik ve zayıf temelciliğe geçmeden önce, güçlü temelciliği biraz daha açıklamamız gerektiğini düşünüyorum.

Güçlü temelciler, temel inançları yanılmaz, şüphe götürmez, ya da düzeltilemez birtakım inançlar olarak görür. Bu görüşün ortaya çıkışında Descartes’ı örnek gösterebiliriz. Descartes sahip olduğu tüm inançlarının şüpheli ve yanılabilir olarak görüyordu. Bu yanılabilirlikler arasında kendisinin emin olduğu ve asla yanılamayacağı inançlara sahip olması gerektiğini düşünüyordu. Yapmış olduğu epistemik geriye gidişlerde bir inancının şüphe götürmez olduğunu fark etmişti: “Ben Düşünüyorum”. Böylelikle tüm inançların birtakım kesin ve şüphe götürmez inançlara dayanmasının da zorunlu olduğunu kabul etmişti.

Güçlü temelciler lehine bir argüman da C.I Lewis’in “The Given Element in Empirical Knowledge” adlı çalışmasında sunmuş olduğu olasılık argümanıdır. Bu argümana göre, her olasılıksal inanç, birtakım olasılıksal olarak kesin önerme ve inançlara dayanmalıdır. Lewis’e göre, bir kişinin inandığı olasılıksal önermeler, geriye gittikçe bir kesin bilgide son bulursa sağlam bir argüman olarak kabul edilmelidir. Eğer ki olasılıksal önermeler kesin olasılıklı bir önermede son bulmuyorsa sağlam olarak kabul edilmemelidir. Örnek olarak, masamın üzerinde içinde ne olduğunu göstermeyen bir bardak olduğunu farz edelim. Masamın yanında da kardeşimin çay içtiğini gördüm. Bu görüntüden yola çıkarak içi görünmeyen bardakta çay olduğu olasılıksal inancına sahip oldum. Bu durumda, bu inancım yanlış da olsa, algısal yolla gelen kardeşimin çay içtiği inancına dayandığı için geçerli bir inanç olmuştur.

Güçlü temelcilik lehine sunulan argümanlar kadar, güçlü temelcilik aleyhine sunulan argümanlar da vardır. Şimdi de güçlü temelcilik aleyhine sunulan argümanlardan bazılarını ele alalım.

Güçlü temelcilik aleyhine bir argüman olarak David Armstrong’un “Ayrı Varoluş (Distinct Existence)” argümanını gösterebiliriz. Bu argümana göre, P hakkındaki farkındalıkla mental durum olan P arasında bir ayrılık vardır. Örneğin, acı içinde olmakla acı içinde olmanın farkında olmak arasında bir fark vardır. P’nin farkında olmak, P’den ayrı bir şeyse, kişi P oluşmadan P’nin farkında olabilmektedir. Böylelikle de, kişinin zihinsel durumlarının yanılmaz olduğu düşüncesi hatalı olmuş olur. Bir başka deyişle bu görüş, bir kişinin acının farkında olmasıyla, o kişinin acıyı bilmesi arasında bir fark olduğunu iddia etmektedir.

Güçlü temelcilik karşıtı olarak gösterebileceğimiz bir başka argüman da, yukarıda halihazırda sunmuş olduğumuz kırmızı kağıt örneğidir. Kişinin beyaz bir kağıdı kırmızı bir ışık altında görmesi, bunun üzerine de normalde beyaz olan kağıdı kırmızı bir kağıtmış gibi görmesi, kişinin algısal bilgilerinin gerekçelendirmeye ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Yani kişinin şöyle demesi hatalıdır:

(Gerekçe) Kağıt kırmızı görünüyor.

(Gerekçelendirilen İnanç) Kağıt kırmızıdır.

Yukarıdaki gibi algısal inançları temel inanç kabul eden görüşün yerine, şöyle bir gerekçelendirme yapısı gerekmektedir:

(Gerekçelendirme) Kağıt kırmızı görünüyor.

(Destekçi Önerme) Bulunduğum ortamdaki ışıklandırma nesnelerin gerçek rengini gösterecek şekilde ayarlanmıştır.

(Gerekçelendirilen İnanç) Kağıt kırmızıdır.

Yukarıda sunmuş olduğumuz önermeler sonucunda, görüşlerini güncellemek ve daha sağlam bir görüş ortaya koymak isteyen birtakım temelciler, ılımlı temelcilik (Modest Foundationalism) adı verilen bir fikir ortaya koymuşlardır. Şimdi ise ılımlı temelcilik görüşünü açıklayalım.

Ilımlı temelcilik (Modest Foundationalism), güçlü temelciliğin iddia ettiği gibi, temel bilgilerin yanılmaz, şüphe götürmez ya da düzeltilemez olması durumunun zorunlu olduğunu söylemez. Bu görüş, temel bilgiler hakkında, güçlü temelciliğin beklediği kriterleri zorunlu tutmaz. Bunun yerine temel bilgilerin genel işlevinin, epistemik bilgi üretiminde etkin olması üzerinde durur. Böylelikle, güçlü temelciliğin şartları üzerinden getirilen eleştirilerden kaçınılmaya çalışılmıştır.

Ilımlı temelciliğin asıl fikri, açık ve çürütülemez bir biçimdeki önermelerin kullanılmasından ziyade, yeterli önermelerin kullanılmasıdır. Bir başka deyişle, kişinin algısal bilgilerinin yanılamaz, şüphe götürmez ya da düzeltilmez olmasından ziyade, algısal bilgilerinin genel manada kişiye değerli önermeler sunduğu üzerinde durur. Kişinin algısal bilgisi yanılsa bile, temel bilgi olarak ele alındığında, bu bilgi yanlışlanana kadar güzel bir işlevi vardır. Örneğin, yukarıda vermiş olduğumuz kişinin kırmızı bir kağıt gördüğü örneğini ele alalım. Kişinin gördüğü kağıdın kırmızı olmaması, gördüğü nesnenin kağıt olmadığı anlamına gelmez. Bir başka deyişle, algısal bilgilerinin bir kısmı yanılsa bile, yanılmamış olan bir kısmı da vardır ve bu da gayet işlevseldir.

Ilımlı temelcilik üzerine yapılan birtakım eleştiriler de bulunmaktadır. Birtakım güçlü temelciler, ılımlı temelciliğin ortaya koyduğu teorinin gerekçelendirmek ve bilgi üretmek için yeterli gelmediğini söylemektedirler. Bu eleştiriye rağmen, ılımlı temelcilikten daha da ileriye giden bir görüş bulunmaktadır. Yazımızın devamında zayıf temelcilik denilen bu görüşü ele alacağız.

Zayıf temelcilik (weak foundationalism) görüşü, Laurence BonJour tarafından The Structure of Empirical Knowledge adlı çalışmasında bahsedilen bir görüştür. Bu görüşe göre, temelciliğin bahsetmekte olduğu çıkarımsal olmayan bilgiler, o kadar minimal bir biçimde gerekçelendirilmiştir ki, kişinin inançlarını gerekçelendirmek için kullanılamaz.

İnançlarımızın bir temel olarak kullanılamamasından yola çıkarak pek çok kişi, zayıf temelcilik görüşünün bağdaşımcı olarak kabul edilebileceğini söylenmektedir. Hem bu sebepten hem de savunucusunun fazla olmadığından üzerinde fazla durmayacağız.

Her ne kadar tek görüş temelcilik olmasa da, tarih boyunca çoğu filozof tarafından kabul edildiği inkar edilemez. Bu yazımızda gerekçelendirme görüşlerinin en yaygını sayılabilecek olan temelciliği basit bir biçimde anlatmaya çalıştık. Bu çabamızın sonucunda, genel temelcilik tanımı ve görüşlerini, ve bu tanım ile görüşlere karşı getirilen eleştirileri de sunmaya çalıştık.

Kaynakça

Poston, T. (n.d.). Foundationalism | Internet Encyclopedia of Philosophy. Internet Encyclopedia of Philosophy. https://iep.utm.edu/foundationalism-in-epistemology/

Pollock, J. L. (1986). Contemporary theories of knowledge. Hutchinson.


Audi, R. (2010). Epistemology. Routledge.


Nebi Mehdiyev, & Erhan Güngör. (2011). Çağdaş epistemolojiye giriş.


Lewis, C.I.  1952.  “The Given Element in Empirical Knowledge.” The Philosophical Review 61, 168-175.


Bonjour, L. (1986). The structure of empirical knowledge. Harvard University Press.


Yazar: Abdullah Asım Gökmen


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yanıt

  1. Bağdaşımcılık – Abdullah Asım Gökmen – Veritas Analitik Felsefe Dergisi Avatar

    […] [1] Temelcilik hakkında daha fazla bilgi edinmek için bakınız: Temelcilik – Abdullah Asım Gökmen […]

    Beğen

  2. Erdem Epistemolojisi – Abdullah Asım Gökmen – Veritas Analitik Felsefe Dergisi Avatar

    […] Temelcilik ve Bağdaşımcılık üzerine daha fazla bilgi için Bakınız: Temelcilik – Abdullah Asım Gökmen ve Bağdaşımcılık – Abdullah Asım […]

    Beğen

Yorum bırakın