Son yıllarda, bir kişinin bir önermeyi bilmesi için gerekli olan ve yeterli gelen koşulları belirlemek için pek çok çalışma yapıldı. Bu çalışmalar genel olarak aşağıda belirtilen yapıdaki gibi formülize edilebilir: [1]
(a) S, P’yi ancak ve ancak şöyle bilir:
(i) P doğruysa,
(ii) S, P’ye inanıyor ise,
(iii) S’nin P’ye inanmak için gerekçeleri varsa.
Örneğin Chisholm, bilgi için aşağıdakilerin gerekli olan ve yeterli gelen koşulları sağladığını belirtmiştir: [2]
(b) S, P’yi ancak ve ancak şöyle bilir:
(i) S, P’yi kabul ediyorsa,
(ii) S, P için yeterince delile sahipse ve
(iii) P doğruysa.
Ayer de bilgi için aşağıdakilerin gerekli ve yeterli koşullar olduğunu ileri sürmüştür: [3]
( c) S, P’yi ancak ve ancak şöyle bilir:
(i) P doğruysa,
(ii) S, P’nin doğru olduğuna eminse, ve
(iii) S, P’nin doğru olduğuna emin olma hakkına sahipse.
Belirtilen koşulların S’nin P’yi bilmesi için yeterli gelmediğinden dolayı (a)’nın yanlış olduğunu iddia edeceğim. Aynı iddia (b) ve (c )’nin de yanlış olduğunu gösterecektir. Çünkü “yeterli delile sahip olmak” ve “emin olma hakkı” da “inanmak için gerekçeleri olmanın” bir benzeridir.
İki noktaya değinerek başlayacağım. İlk olarak, S’nin P’yi bilmesi için S’nin P’ye inanmak için gerekçelere sahip olması zorunlu bir durum olma iddiası olan “gerekçelendirme” üzerinedir, bir kişi yanlış bir inancı hakkında gerekçelendirilmiş olması mümkündür. İkincisi, her P önermesi için, Eğer S, P’ye inanmak için gerekçelendirilmişse, ve P, Q’yu da içerirse, S, P’den Q’yu çıkarır ve Q’yu da çıkarımın sonucu olarak kabul eder. Böylelikle S, Q’ya inanmak için gerekçe sahibi olur. Bu iki noktayı aklınızda tutun. Şimdi (a)’nın bazı durumlarda geçerli olduğu, ama söz konusu durumlarda geçerli olmayan iki örnek sunacağım.
Örnek 1
Smith ve Jones’un aynı iş için başvuruda bulunduğunu varsayalım. Smith’in aşağıdaki birleşik önerme için güçlü kanıtları olduğunu da varsayalım:
(d) Jones işi alacak olan kişidir ve Jones’un cebinde on madeni para var.
Smith’in (d)’ye inanmak için kanıtı şirketin başkanının Smith’e Jones’un sonunda işi alacağını garanti etmiş olması olabilir, ve aynı zamanda, Smith, Jones’un cebindeki madeni paraları on dakika önce saymış olabilir. (d) önermesi şunu gerektirir:
(e) işi alacak kişinin cebinde on madeni para var.
Smith’in, (d)’nin (e)’yi gerektirdiğini farkettiğini, ve güçlü kanıta sahip olup (d)’yi temel alarak (e)’ye de inandığını varsayalım. Bu durumda, Smith’in (e)’nin doğru olduğuna inanması açık bir biçimde gerekçelendirilmiştir.
Fakat, Smith’in bilgisi dahilinde olmadan, işi Jones’un değil, Smith’in alacağını farz edelim. Aynı şekilde, Smith’in bilgisi dahilinde olmadan, Smith’in de cebinde on madeni para olsun. (e) önermesi doğru olmuştur. Fakat (d), Smith’in (e) önermesi için temel aldığı önerme, yanlış olmuş olur. O zaman, bu örneğimizde, aşağıdaki tüm önermeler doğru olur:
(i) (e) doğrudur,
(ii) Smith (e)’nin doğru olduğuna inanmaktadır,
(iii) Smith (e)’nin doğru olduğuna inanmak için gerekçeye sahiptir.
Fakat Smith’in (e)’nin doğru olduğunu bilmediği de eşit derecede kesindir; (e)’nin doğruluğu Smith’in cebinde bulunan madeni parayla olmuştur, ama Smith cebindeki madeni para sayısını bilmemektedir ve (e) inancını da Jones’un, yanlış bir biçimde işi alacağına inandığı kişinin, cebindeki madeni para sayısıyla oluşturmuştur.
Örnek 2
Smith’in aşağıdaki önermeye inanmak için güçlü delillere sahip olduğunu varsayalım:
(f) Jones’un bir Ford’u vardır.
Smith’in kanıtı, Jones’un her zaman bir arabası olduğunu ve her zaman bir Ford’u olduğunu ve bir seferinde Jones Ford sürerken Smith’i de gezdirmeyi teklif etmiş olduğunu hatırlaması olabilir. Şimdi, Smith’in Brown diye bir arkadaşı olduğunu ve Brown’ın nerede olduğu hakkında tamamıyla bilgisiz olduğunu düşünelim. Smith üç tane tamamıyla rastgele yer seçmiştir ve aşağıdaki önermeleri kurmuştur:
(g) Ya Jones Ford sahibidir, ya da Brown Boston’dadır.
(h) Ya Jones Ford sahibidir, ya da Brown Barcelona’dadır.
(i) Ya Jones Ford sahibidir, ya da Brown Brest-Litovsk’tadır.
Bu önermelerin hepsi (f)’den türetildi. Smith’in hepsinin (f)’den türetildiğini farkettiğini ve (f)’yi baz alarak (g), (h), ve (i)’yi kabul ettiğini varsayalım. Smith, güçlü bir delile sahip olduğu bir önermeden (g), (h), ve (i)’yi doğru bir şekilde çıkarmıştır. Böylelikle Smith, bu üç önermeye inanmakta tamamıyla gerekçeye sahip olmuş olmaktadır. Tabii ki Smith, Brown’un nerede olduğu hakkında hiçbir fikre sahip değildir.
Fakat şimdi iki durumun da geçerli olduğunu kabul edelim. Birincisi, Jones’un Ford’u yoktur, fakat o sıralar sürdüğü kiralık bir arabadır. Ve ikinci olarak, tamamıyla şans eseri ve Smith’in de bilmediği bir şekilde, Brown gerçekten de (h) önermesinde bahsedilen yerde olmuş olsun. Bu iki durum geçerliyse, o zaman her ne kadar:
(i) (h) doğru olsa bile,
(ii) Smith (h)’ın doğru olduğuna inansa bile,
(iii) Smith’in (h)’a inanmada gerekçeleri olsa bile
Smith (h) önermesini bilmemektedir.
Bu iki örnek göstermektedir ki, (a) tanımı bir kişinin bir önermeyi bilmesinde yeterli şartları sağlayamamaktadır. Aynı durumlar, uygun değişikliklerle, ne (b) tanımının ne de (c) tanımının bunu sağlayamadığını göstermeye yeterli olacaktır.
Notlar
1- Platon böyle bir tanımı Theaetetus 20 I’da düşünüyor gibi duruyor ve belki de Meno 98’de kabul ediyor olabilir.
2- Roderick M. Chisholm, Perceiving: A Philosophical Study. (Ithaca, N.Y., 1957), 16.
3- A. J. Ayer. The Problem of Knowledge (London, 1956).
Çeviren: Abdullah Asım Gökmen


Yorum bırakın