Düalizm Nedir? – A. Asım Gökmen & A. Oğuz Yemenici

Düalizm kavramı, dinler tarihi ve din felsefesi çalışan kişilerce de kullanılmış olan bir kavramdır. Fakat biz bu kavramı, zihin felsefesi açısından ele alacağız. Aslında diğer alanlarda kullanımında pek bir farklılık gözlenmemektedir. Çünkü her alanda “ikicilik” diye çevirebileceğimiz bir kullanımı bulunmaktadır. Örneğin din felsefesinde “düalist” dinler bulunmaktadır. Kabaca tarif etmemiz gerekirse “iyi tanrı” ve “kötü tanrı” diye iki farklı tanrının bulunduğu dinlere “düalist dinler” demekteyiz. Buna benzer bir şekilde, zihin felsefesinde de, kişinin varlığını oluşturan, iki farklı yapı taşı olduğu inancına da “düalizm” demekteyiz. Bu basit tanımı biraz daha açalım.

Düalizm’e göre, kişinin varlığı iki temel yapıya dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, mental durumlarımızın da kaynağı olan “zihin/ruh”, ikincisi ise fiziksel durumlarımızın bağlı olduğu “beden”dir.  Bu iki yapı, birbiri arasında bir etkileşim içerisindedir. Beden dediğimiz yapı, uzay-zamanda devamlılığı ve bir yeri olması gerekirken, zihin uzay-zamanda yer kaplamamaktadır.

Düalizm’in tarih sahnesi boyunca en yaygın görüşlerden biri olduğunu iddia etmek yanlış olmaz. Nitekim düalizm, bizim sağ duyumuza da hitap etmeyi başaran bir görüş olmuştur. Günlük konuşmalarımızda da, sanki iki farklı yapıdan oluşmuş gibi konuşmaktayız. Kızgınlık gibi durumları bedenimizden ziyade “ruhumuza” atfederiz, “açlık” gibi durumların da bedenimizden kaynaklandığını söyleriz.

1- Düalizm Nedir?

Bu görüşün birkaç farklı çeşidi bulunmaktadır. Bunları kabaca şöyle sıralayabiliriz:

  • Töz Düalizmi,
  • Özellik Düalizmi,
  • Yüklem Düalizmi.

Düalizmi bu üç başlıkta ele alacağız.

İlk bakacağımız versiyon olan Töz Düalizmi, bir fiziksel töz, bir de mental töz olmak üzere iki parçadan oluştuğumuzu söylemektedir. Yani, zihin veya da ruh dediğimiz kısmımızın mental, beden dediğimiz kısmımızın ise fiziksel parçamız olduğunu söylemektedir. Bu görüşe göre, zihinlerimiz düşünmemizi sağlayan, hatırlamamızı sağlayan bir yapıdır ve bu yapı, uzay-zamanda yer kaplamamaktadır. 

Bir diğer düalist görüş olan Özellik Düalizmi’nde ise, zihin dediğimiz yapı ile beden dediğimiz yapı arasında özellik farkları bulunmaktadır. Özellik derken kastettiğimiz şey, bir şeyin olabilme şeklidir. Örnek olarak, kırmızı bir elmayı gösterebiliriz. Bu kırmızı elmanın özelliği kırmızı olmasıdır. Bu elma kırmızı olmayabilirdi, mesela yeşil de olabilirdi. İşte biz bu “değişkenlere” özellikler demekteyiz. Fakat özellikler, öylece var olan yapıda şeyler değildir. Yani bir şeye ihtiyaç duymadan, öylece, sadece “kırmızı” bulunamaz. İşte bu görüşe göre, mental dediğimiz yapılar her ne kadar fiziksel yapılardan farklı da olsa, fiziksel yapılara -bir nevi- bağlanmadan var olamazlar. Yani Töz Düalizmi’nin iddiası olan ikisinin de birbirinden bağımsız bir şekilde var olabileceği, Özellik Düalizmi’nce kesin bir biçimde kabul edilen bir fikir değildir. 

Bir diğer görüşümüz Yüklem Düalizmi’dir. Yüklem Düalizmi, mental ya da psikolojik durumları dünyayı tanımlamakta ihtiyaç duyduğumuz, fakat fiziksel durumlara indirgenemeyecek şeyler olarak tanımlamaktadır. Mental bir durumun fiziksele indirgenmesi için, fiziksel durumla zihinsel durumun arasında bir köprü görevi olan ve onsuz asla ifade edilemeyecek olan bir yapı gerekmektedir. Örnek olarak, su ve H2O arasındaki uyumu gösterebiliriz. Yani su dediğimizde kastettiğimiz, H2O’dur, ve H2O dediğimizde de kastettiğimiz sudur. Bunların arasında hiçbir şekilde onsuz ifade edilemeyecek bir yapı vardır. İşte Yüklem Düalizmi de, böyle bir yapının kesin olarak fiziksele indirgenemeyeceği iddiasındadır.

Yukarıda saymış olduğumuz düalist görüşler, birbirleriyle bir yakınlığa sahiptir. Hepsi de fiziksel durumların mental durumları açıklamada eksik kaldığını söylemektedir. Fakat bu görüşlerin de kusurları var. yazımızın bu kısmında da bu kusurlar üzerine konuşacağız.

2- Düalizm’e Eleştiriler

Düalizme karşı sunulan eleştirilerden ilk bakacağımız olan, Düalizm’in kendisini gerekçelendirme yollarından biri olan “Tahayyül Edilebilirlik Argümanına” karşı sunulan eleştiridir. Bu noktada, Tahayyül Edilebilirliğin ne olduğuna da bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Tahayyül Edilebilirlik, basitçe ortaya koymamız gerekirse, şöyle tanımlanabilir: eğer ki bir şeyi, onun bir özelliği olmadan da düşünebiliyorsak, o özelliğin olmadığı bir varlık da pekala mümkündür. Daha açık olması için, bir kırmızı elma düşünün. Bu elmayı, kırmızı renginden ayrı bir biçimde, örneğin yeşil bir elma olarak, düşünebiliyoruz. İşte burada, Tahayyül Edilebilirlik Argümanı devreye girerek, bu elmanın kırmızı olmasının zorunlu olmadığını, yeşil olmasının da mümkün olduğunu söylemektedir. İşte burada, ruh ve bedenin ayrılığı için, aynı argüman kullanılmaktadır. Ruhsuz bir beden, veya da bedensiz bir ruh hayal edebilmekteyiz. O zaman, bu iki entitenin de birbirinden ayrı bir biçimde var olması da mümkündür. Fakat bu mümkünlük, fizikselden ziyade metafiziksel bir mümkünlüktür.

Tahayyül Edilebilirlik Argümanına karşı ortaya konulan büyük eleştirilerden biri: tahayyül etmenin, her zaman metafiziksel mümkünlüğü ifade etmediği düşüncesidir. Bu eleştiri tahayyül edebilme-mümkünlük ilkesine karşı-örnek olarak olarak Su = H2O ifadesini verebilir. Eleştirmen, H2O’yu tahayyül etmeden sadece suyu tahayyül etmenin mümkün olduğunu iddia edecektir. Buna rağmen, H2O nun olmadığı mümkün dünyalarda suyun da olmadığını biliyoruz (ikisi bir ve aynı olduğu için). Dolayısı ile, eleştirmen, hem su hem de H2O yu  birbirinden ayrı olarak tahayyül edebilsek dahi bu onların gerçekten bir ve aynı şey olmadığı anlamına gelmez, diyecektir. Bu, en az bir durumda bazı tahayyül edilebilirlerin, imkansız olduğu anlamına gelir. Bu sayede, tahayyül edilebilmenin her zaman mümkünlük belirttiği fikri eleştirilmiş olur. 

Bu eleştiriye cevap olarak dualist, Saul Kripke’nin katı belirtici (rigid designator) görüşüne başvurup, eleştirmenin bahsettiği H2O olmayan su tahayyülünün imkansız olduğunu öne sürebilir. Saul Kripke’ye göre, katı bir belirtici, her dünyada aynı şeye atıfta bulunan ifadelerdir. Bu anlamda su her dünyada H2O’yu H2O da her dünyada suyu imlemektedir. Dualiste göre suyu tahayyül etmek, suyun sadece, ıslak, serin vb. özelliklerini değil kimyasal yapısını da tahayyül etmektir. Bu bağlamda dualist, eleştirmenin mümkün olduğunu iddia ettiği H2O tahayyül edilmeden suyun tahayyül edilebilir oldugu ifadesini hatalı bulacaktır. Çünkü suyun gerçek bir tahayyülü içinde H2O nun tahayyülü de içerilmelidir. Dolayısı ile tahayyül etme ve mümkünlük arasındaki ilişkiye karşı, bu karşı-örnek verme çabası boşa çıkmış görünüyor. 

Dualistin savunusunda etkilenen başka bir eleştirmen (bir fizikalist), başka bir strateji benimseyebilir. Beyin durumları ile zihin durumlarının bir ve aynı şey olduğunu iddia eden bir fizikalist, Dualistin tahayyül etme argümanını yukarıdaki stratejinin bir benzeri ile karşı çıkacaktır. Fizikalist, dualistin; bedenden ayrı zihin tahayyülünün gerçek bir tahayyül olmadığını iddia edebilir (tıpkı dualistin, H2O’suz su tahayyülünün gerçek bir tahayyül olmadığını iddia ettiği gibi). Fizikalist, dualistin bedensiz zihin ‘tahayyülünün’ sadece belli ve eksik özelliklerin bir tahayyülü olduğunu tam bir tahayyül olmadığını iddia eder. Tıpkı suyun tahayyülünün sadece serin ve buharlaşan vb. özelliklere dayalı ama kimyasal yapı göz önünde bulundurulmayan bir sözde tahayyül olması gibi. Dolayısı ile fizikalist, bedensiz zihinin tahayyül edildiği iddiasına karşı çıkacaktır. 

Bir başka, ve büyük ihtimalle de en büyük eleştiri etkileşim problemidir. Etkileşim problemi, Bohemya Prensesi Elisabeth tarafından, düalizm görüşünün büyük savunucularından olan Rene Descartes’a yazmış olduğu mektuplarda ortaya atılmış olan bir görüştür. Tabii ki, etkileşim yönüne yapılmış ilk eleştiri bu olmayabilir, ama en çok ses getirmiş ilk eleştiri olduğu su götürmezdir. Neredeyse her düalist, ortaya atılan bu eleştiri bertaraf edebilmek için çaba sarf etmiştir. Peki, etkileşim problemi nedir?

Etkileşim problemi, fiziksel bir yapı olan bedenimiz ile mental bir yapı olan zihnimizin/ruhumuzun nasıl olup da etkileşime girdiği yönünde yapılmış bir eleştiridir. Bu etkileşime bir örnek olarak, açlık durumunu ele alalım. Bir kişinin yeterince besin almadığında yaşadığı enerji düşüklüğü ve hafif karın ağrısı diyebileceğimiz açlığı, zihnimizde de hissedebilmekteyiz. Ne de olsa, ben açken, bunun için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünmekteyim. Yani, mental yapıyla fiziksel yapı bir etkileşim içerisine girmiş oluyor. İkisi de birbirinden oldukça farklı, hatta taban tabana zıt olan bu iki yapı, nasıl oluyor da bir etkileşim içerisine girebiliyor?

Etkileşim sorununa karşı ortaya birkaç çözüm konulmaya çalışılmıştır. Bunlardan birisi, vesilecilik (occasionalism) diye de bilinen, zihin ve beden arasında Tanrı’nın bir bağlantı kurduğu görüşüdür. Yani bu görüşe göre, Tanrı, bedeninde oluşan açlığı, zihninde de ortaya çıkramaktadır. Bu görüş, teist çevrelerce kabul edilebilir olan, lakin bir ateist düalist için pek de geçerli olamayacak bir görüştür.

Bir başka görüş olan Paralelcilik ise, zihin ve bedenin bir etkileşimde bulunmadığını, ama yine de birinde meydana gelen durumların diğerinde de paralel şekilde meydana geldiğini iddia etmektedir. Yani zihin ve beden kendi arasında düzenlidir. Bu düzen içerisinde, birinde meydana gelen durum diğerinde de meydana gelmektedir. Bir başka deyişle, zihin ve beden birbirinden bağımsızca hareket etmektedir. Ama bu bağımsızlık bir paralelliğe de sahip olmaktadır.

Sonuç olarak, düalizm her ne kadar tarih boyunca kabul görmüş ve sağduyusal olarak da kabul edilebilen bir görüş olsa da, bu görüşün de epey eleştirisi olmuştur. Bu eleştirilere her ne kadar cevap verilmeye çalışılmış olsa da, yine de konuyu kapatan bir cevap -ne lehte ne aleyhte- verilememiştir. Ama yine de bu durum, düalizmin diğer zihin felsefesi görüşlerinden aşağı kalır bir yanı olduğunu göstermez. Nitekim başta materyalizm olmak üzere, diğer görüşler de fazlaca eleştiriye maruz kalmışlardır.



Yazarlar: Abdullah Asım Gökmen, Ahmet Oğuz Yemenici



Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın