Metafizik Nedir? – Abdullah Asım Gökmen

Metafizik denilince akla, doğaüstü ve paranormal konuları araştıran, astroloji gibi konular üzerine konuşulan bir alan gelmektedir. Fakat metafizik, bu ilk akla gelen konudan çok farklı bir alandır. Metafiziğin keskin ve kusursuz bir tanımı yapılamasa da, genel manada hangi konular üzerine araştırmaların yapıldığı ve konuşulduğu gösterilebilir. Metafizik, genel manada, pek çok konudan bahseden bir alandır. Bir nevi çatı-alan diyebilmekteyiz. Çünkü zihin üzerine çalışmalar yapan zihin felsefesi de, şeylerin keyfiyeti üzerine konuşulan ontoloji de metafiziğin bir kolu sayılmaktadır. Bu sebeple tam bir tanım yapmaktan ziyade, ele aldığı konulara kısa bir açıklama yaparak metafiziğin ne olduğu ve ne hakkında çalışmalar yaptığına dair üstünkörü bir fikir vermeye çalışacağız.

Metafizik iki farklı döneme bölünmektedir: “Eski Metafizik” ve “Yeni Metafizik”. Biz, bu tartışmaya ve ikisinin farklı olarak neler üzerine eğildiğini anlatmayacağız. Fakat biz, çağdaş dönemdeki analitik felsefe geleneğinde yapılan metafizik üzerine konuşacağız.

Metafiziğin konularını başlıca şöyle sıralayabiliriz:

  • Var olan şeyler,
  • Tikeller ve Tümeller,
  • Özellikler,
  • Nedensellik,
  • Modalite,
  • Zamanın akışı ve kendisi,
  • Süreklilik,
  • Zihin
  • Özgür İrade.

Bu konulardan birincisi olan “Var Olan Şeyler”, bizim etrafımızda görmüş olduğumuz her şey üzerine tartışmalar ve araştırmalar yapılan konudur. Bu konunun kapsamına Özellikler, Tikeller ve Tümeller de girebilir. Saymış olduğum bu konuları “Var Olan Şeyler” başlığı altında tartışmaya alacağım.

Var olan şeyler üzerine konuşurken, bir şeyi o şey yapan en temel, veya da bir şeyin özelliği olan durumla olan ilişkisi ele alınmaktadır. Örneğin, bir at gördüğümüzde “bu bir attır” düşüncesi zihnimizde belirmektedir. Peki, görmüş olduğumuz, uzay-zamanda yer kaplayan nesneyi at yapan şey nedir? Örneğin, dört ayaklı olması mı? Veya da kişnemesi mi? Veya tırnak yerine toynağa sahip olması mı? Veya da uzakta bir yerde, bu evrenin dışında bir noktada, bir atı at yapan, ondan pay aldığı müddetçe at olmasında devamlılık sağlayan bir çeşit “üstün at” mı var? İşte bu gibi konular, özellikler dediğimiz ve ontoloji de diyebileceğimiz “var olan şeyler” konusunun sadece ufak bir tartışmasıdır.

Bir başka konumuz ise nedenselliktir. Ben bir cama taş atsam ve o cam da kırılsa, bu iki durum arasında bir etkileşim, bir neden sonuç ilişkisi var mıdır? Peki, farklı bir şekilde olabilir miydi? Yani cam zaten kırılacağı için ben o taşı atmış olabilir miydim? İşte bu konuda da fizikte görmüş olduğumuz etki-tepki üzerine bir tartışma dönmektedir.

Bir değişim üzerine konuşurken, bu değişimi genellikle birtakım nedenlere bağlarız. Yukarıda vermiş olduğum fiziksel bir değişim olan camın kırılmasını bir neden olarak gördüğümüz taşın cama doğru fırlatılmasına bağlamaktayız. Aynı şekilde, daha pek çok şeyi nedenlere bağlamaktayız. Bir insanın kişiliğinde yaşanılan değişimler gibi durumları da nedenlere bağlamaya meyilliyizdir. Yaşanılan herhangi bir olay, kişinin kafasına elma düşmesi gibi durumları bu değişimlere de neden olarak gösterebilmekteyiz. İşte metafizik alanında nedensellikten bahsederken, bu değişimleri ve olayları, birtakım nedenlerle açıklayabilir miyiz, yoksa başka bir açıklama getirilebilir mi gibi sorular üzerinde durmaktayız.

Metafizikte ele aldığımız bir başka konu ise modalitedir. Modalite, günlük hayatta çokça kullanmış olduğumuz bir kelime değildir. Bu sebeple modaliteyi açıklamamız gerektiğini düşünüyorum. Modaliteden bahsederken, olasılıklardan bahsediyor oluyoruz. Yani bir şeyin veya da bir olayın daha farklı olma olasılıkları üzerine konuşuyoruz. Bunun kapsamında neyin mümkün, neyin zorunlu, neyin ise imkansız olduğunu araştırmak vardır. Örneğin, en azından bir kere, Dünya’nın Güneş’e biraz daha yakın olsaydı kavrulacağını, biraz daha uzak olsaydı da donacağını duymuşsunuzdur. İşte burada modalite devreye giriyor. Yani bu üç olasılığın da eşdeğer olup olmadığı üzerine konuşmaktayız. Dünya’nın Güneş’e biraz daha yakın olması mümkün müdür, bu durumun olasılığı nedir? Bir başka örnek daha günlük yaşamdan verilebilir. Örneğin, sabah uyandınız ve bir çırpılmış yumurta yediniz, peki bunun yerine başka bir şey yiyebilir miydiniz? Örneğin, haşlanmış yumurta yapabilir miydiniz? İkisi de mümkün gözüküyor. Ama kimi modalite alanında çalışmış filozof için böyle olmayabilir. İşte bu ve buna benzer tartışmaları -yani mümkün, zorunlu ve imkansız üzerine olan çalışmaları- bu alan içerisinde görmekteyiz.

Zaman, metafiziğin tartışmış olduğu ve hala da durmadan tartışıldığı bir diğer alandır. Hatta günümüzde, metafiziğin alt-konusu olan zaman, kendisi için yeni bir çalışma alanı gerektirmiştir ve böylelikle “Zaman Felsefesi” alanı kendine yer edinmiştir. Bu noktada, zamanın akışı, geçmiş ve gelecek kavramları, zamanda geriye veya da ileriye gidiş gibi konular ele alınmaktadır. Çalışılan konulara örnek olarak, zamanın düz bir çizgi gibi mi, yoksa yapısal manada farklı mı olduğu gibi konular gösterilebilir. Bu örneği biraz daha açalım. Zaman, bir çizgi halinde, geçmişte yapılanın geçmişte kaldığı, gelecek zamanın ise belirsiz olduğu bir yapıda mıdır? Daha basit bir tabirle zaman, kum üzerine çizilmeye başlanmış ve çizilmeye devam eden bir çizgi gibi midir? İşte bu gibi soruları metafiziğin alt-dalı sayılabilecek zaman felsefesi ele almaktadır.

Zihin konusu da, tıpkı zamanda olduğu gibi, iyice dallanıp budaklanmış ve kendi özel çalışma alanını kazanmıştır. Zihin felsefesi denilen bu alan, kişinin sadece materyal mi, zihin mi, yoksa ikisinin birleşimi mi olduğunu, mental durumlar dediğimiz mutluluk, kızgınlık gibi duyguları ve bilincin yapısını araştıran ve sorgulayan bir felsefe alt-dalıdır. Bu konuda yapılan çalışmalara örnek olarak, kişinin var oluşunun temelinin fiziksel mi, mental mi, yoksa ikisinin bir birleşimi mi olduğu gibi sorular örnek gösterilebilir. İnsanın ruh ve beden diye iki farklı yapısı mı vardır? Yoksa insan dediğimiz şey sadece uzay-zamanda yer kaplayan bedeninden mi ibarettir? Bu gibi soru ve konular zihin felsefesi denilen alanın araştırdığı ve sorguladığı başlıklardır.

Özgür irade tartışmaları da, metafiziksel tartışmalar kapsamına girmektedir. Şu ana kadar anlattığımız çoğu konunun birbirleriyle bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin nedensellik üzerine konuşurken, zaman üzerine de konuşmaktayız. Aynı durum özgür irade için de geçerlidir. Tartışmamız kişinin özgürce karar veren bir varlık olup olmadığıdır. Bunun için de insanın ne(ler)den oluştuğu, zamanın nasıl bir izleyişe sahip olduğu ve nedensellikten çokça faydalanmaktayız. Bu sebeple yapmış olduğumuz tanımlarda bazı konular her ne kadar kendilerine özel alanlara da sahip olmuşsa da, bu sebepten ötürü hala metafiziğin kapsamında kalmaktadırlar.

Metafiziğin tam bir tanımını yapmak ne kadar zor olsa da, konularına bakarak ne hakkında olduğunun basit bir fikrini oluşturmaya çabaladık. Bu konular üzerine çalışmak isteyen ve yeni başlayanlar için aşağıya Türkçe eserler ve İngilizce eserler olmak üzere iki okuma listesi bıraktık.

Okuma Önerileri (Türkçe)

  • Metafiziğin Temelleri: Analitik Metafiziğe Giriş (Enis Doko)
  • Metafizik Nedir? (Brian Garret) (Çev. Berat Mutluhan Seferoğlu)
  • Zihin Felsefesi (Edward Feser) (Çev. Osman Baran Kaplan)

Okuma Önerileri (İngilizce)

  • Riddles of Existence (Earl Connee & Theodore Sider)
  • Metaphysics: The Fundamentals (Robert C. Koons & Timothy H. Pickavence)
  • Atlas of Reality (Robert C. Koons & Timothy Pickavence)
  • Metaphysics: an Anthology (Jaegwon Kim & Ernest Sosa)


Yazan: Abdullah Asım Gökmen


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın