Dış Dünya Şüpheciliği – Andrew Chapman

1- Dış Dünya Şüpheciliğine Giriş ve Bu Görüşü Motive Eden Sebepler

Bulunduğun ortama bak, kafanı çevir ve etraftaki her şeyi algıla. Yapmış olduğun bu hareketlerden bahsetmekte kolaylık olması için bir formül oluşturalım:

P sana görünen şeylerdir.

P etrafına baktığında görmüş olduğun ve algıladığın her şeydir. P’nin sana göründüğü neredeyse kesindir. Eşyaların sana nasıl göründüğü hakkında özel bir erişime sahip olduğunu söyleyebilirsin. Şimdi, aşağıdaki senaryolardan hangisi sana P’nin sana görünen şeyler olmasından daha gerekçeli görünüyor:

1- şeyler gerçekten de P’dir.

2- Şu anda çok güçlü bir şeytan tarafından kandırılmaktasın. Bu şeytanın senin duyularını manipüle etme gücü var ve bu gücüyle sana şeyleri öyle olmamasına rağmen öyleymiş gibi göstermektedir. Yani, şeyler hiç de P değildir.

Mesela şu anda masa ve sandalyenin bulunduğu bir odada bir bilgisayar ekranından bir şeyler okuduğunu varsayalım. Eğer (1) doğruysa o zaman gerçekten de masa ve sandalyenin bulunduğu bir odada bilgisayar ekranından bir şeyler okuyorsun. Eğer (2) doğruysa, masa ve sandalyenin bulunduğu bir odada bilgisayar ekranından bir şeyler okumuyorsun. Eğer (2) doğruysa, her şey göründüğünden çok farklıdır.[1]

Filozoflar 2. durumu şüpheci senaryo diye isimlendirirler. Şüpheci senaryolarda, radikal bir biçimde yanıltılmış, kandırılmış, veya da olduğundan farklı gösterilen kanıtlarla şaşkına çevrilmişsindir. Belki de en ünlü şüpheci senaryo ortaya koyan kişi, Meditasyonlar kitabının (1641) 1. Meditasyonlarında böyle bir fikir ortaya atan Rene Descartes’tır (1596-1650) . Meditasyonlar kitabında Descartes, kendisinin rüya gördüğü ya da kötü bir şeytan tarafından kandırıldığı bir 2. çeşit senaryoyu düşünmektedir. Hollywood da buna benzer pek çok şüpheci senaryoları Total Recall, Matrix ve Inception gibi filmlerde ortaya koymuştur.

Asıl sorumuza geri dönersek, (1) veya (2)’den hangisi P’nin göründüğü gibi olduğu konusunda daha gerekçelendirilmiş bir vaziyettedir? Eğer kendinize dürüst olursanız, şeylerin olduğu gibi görünmesi durumunda (1) ve (2)’nin eşit derecede desteklendiğini fark edersiniz. Senin içsel, birinci şahıs perspektifinden bakacak olursan (1) ya da (2)’nin doğruluğu eşit derecede olasıdır. Bu zaten kötü değilmiş gibi, daha vurucu sorun: eğer (1) veya (2) eşit derecede gerekçelendirilebiliyorsa, teninin bittiği yerden itibaren başlayan dış dünya hakkında nasıl bir şeyler biliyor olabilirsin? Bu durum dış dünya şüpheciliği denilen durumdur. Bu durum belki de modern epistemolojinin merkez problemlerinden biridir.

Bazı insanlar şüpheci iddialarla ilk karşılaştıklarında bu argümanlara omuz silkme (ya da gülme) eğilimindedirler. Umarım siz bu argümanların gücünü görmüşsünüzdür. Şüpheci argümanın söylemiş olduğu tek şey dış dünya hakkında ufak bir yanılma ihtimalimizin olduğu değildir. Bu argüman bizim şu anda inandığımız biçimle çok farklı başka bir biçimde inanmamız arasında akli olarak hiçbir fark olmadığını iddia etmektedir. Eğer her şeyin bu şekilde olduğuna inanırken iyi nedenlerin yoksa, bu durum seni masaya, sandalyeye, bilgisayar ekranına baktığına ve 21. yüzyılda yaşadığına inanan bir dogmatik yapmaz mı?

2- Dış Dünya Şüpheciliğine İki Cevap[2]

Sağduyunun ünlü savunucularından Thomas Reid (1710-1796), şüpheci senaryoya inanmak için gereken iyi nedenler bulunmadığında, Sağduyu otomatik olarak epistemolojik skalayı radikal biçimde kandırılmadığımız sonucuna götürür. Benzer şekilde Micheal Huemer’ı (2001) takip ederek son dönem filozofları, fenomenal muhafazakarlık denilen bir prensibi savundular. Bu ilkeye göre, mağlup ediciler (gerekçelendirmemizi devre dışı bırakan veya da gerekçelendirmemizin üstüne ekleme yapmamızı gerektiren durumlar) bulunmazsa, şeyleri gördüğümüz gibi olduğuna inanmamız gerekçelendirilmiştir.[3] Bu tutumda çok fazla Reid’çi tema bulunmaktadır. Şüpheci senaryoların bizim dış dünya hakkındaki bilgimizi mağlup etmesine -ancak iyi ve güzel bir akıl yürütme olmadığı müddetçe- izin vermememiz gerekir. Reid’in ve Huemer’ın argümanlarının gerekçelendirmede bir eylemsizliğe dayandığı dikkat çekicidir. Bizim varsayılan epistemik pozisyonumuz gerekçelendirilmiştir ve bu gerekçelendirmeyi bozmak veya sorgulatmak için daha iyi bir akıl yürütme gerekmektedir.

Bazı filozoflar bizim dış dünya hakkındaki cehaletimizle mutlu olmuşlardır. şüphecilik felsefe okulunun kurucusu Yunan Filozof Elis’li Pyrhho’ya göre (M.Ö 360-270), bilgi imkansızdır (Pyrrho’nun yazıtlarının hepsi kayıptır, O’nun bu fikirlerini Sextus Empricus’un (M.S 160-210) yazıtlarından öğrenmekteyiz). Pyrrho aynı zamanda der ki, bilginin imkansız olduğunu bilmek bile imkansızdır! Bu fikre acatalepsia denmiştir, modern filozofların global şüphecilik dediği görüşün bir biçimidir (global şüphecilik her çeşit bilgiyi reddeden görüştür ve dış dünya şüpheciliğinden daha ekstremdir). Pyrrho der ki, biz şeylerin doğasını hiçbir zaman bilemeyiz, eğer bir şeye inansak ve o da dünyayla uyumlu olsa bile bu kısa sürede gerçeğe rast geldiğimizi bilemeyiz. Bu fikir çok kötümser bir fikir gibi görünebilir ama şüpheciler bu fikri özgürleştirici bir fikir olarak görmüşlerdir. Pyrrho ve takipçileri bilgi arayışından vazgeçerek ataraxia’ya, veya da zihin dinginliğine ulaşmayı hedefliyorlardı.

3- Sonuç

Bizi saran bu dünya hakkındaki bilgimiz üzerine tartışma, gerekçelendirme üzerine bir tartışmayla başlar. Huemer’ın Fenomenal Muhafazakarlığı gibi bir ilkeye sahip olursak, gerekçelendirme sorununu ortadan kaldırma ve en azından bir miktar bilgi edinme şansımız olabilir. Ancak eğer, bilginin imkansız olduğu (ya da bilginin mümkün olup olmadığını bilmenin imkansız olduğu) sonucuna ulaşırsak, o zaman da şüphecilerin sahip olduğu muhtemelen bilemeyeceğimiz şeyler için fazla endişelenmemek üzerine olan yarı dini tutumunu benimsememiz daha iyi olur.

Notlar

[1] Kötücül cin senaryosu size gerçeklikten çok uzak geliyorsa, şu an rüya gördüğünü, halüsinayson gördüğünü veya da bir laboratuvarda olduğunu ve visual korteksinin elektrotlar tarafından uyarıldığını düşün.

[2] Neredeyse şüphecilik hakkında düşünen filozof sayısı kadar şüpheciliğe verilmiş cevap bulunmaktadır. Burada yer kısıtlılığı sebebiyle sadece ikisine değiniyorum. Birkaç ilginç cevap için bakınız DeRose & Warfield (1999)

[3] Tooley ve Huemer’ın Tucker’da (2013) yapmış olduğu tartışmada söylendiği gibi, fenomenal muhafazakarlığın bu tanımı çok aceleyle yapılmıştır. Daha dikkatlice yapılmış bir formülasyon şöyle olurdu: Bir kişiye S’nin P olduğu görünüyorsa, o zaman mağlup edicilerin eksikliğiyle birlikte S’nin P olduğu ilk bakışta gerekçelendirme kazanmıştır.

Referanslar

DeRose, Keith, and Ted A. Warfield, eds. Skepticism: A Contemporary Reader. New York: Oxford UP, 1999.


Descartes, René. Meditations on First Philosophy: In Which the Existence of God and the Distinction of the Soul from the Body Are Demonstrated. Ed. Donald A. Cress. Indianapolis: Hackett Pub., 1993.

Huemer, Michael. Skepticism and the Veil of Perception. Lanham, MD: Rowman & Littlefield, 2001.

Tucker, Chris. Seemings and Justification: New Essays on Dogmatism and Phenomenal Conservatism. Oxford: Oxford UP, 2013.

Reid, Thomas. Thomas Reid’s Inquiry and Essays. Ed. Ronald E. Beanblossom and Keith Lehrer. Indianapolis: Hackett Pub., 1983.

Sextus Empiricus. Scepticism, Man, & God; Selections from the Major Writings of Sextus Empiricus. Ed. Philip Paul Hallie. Middletown, CT: Wesleyan UP, 1964.

Vogt, Katja. “Ancient Skepticism.” Stanford Encyclopedia of Philosophy. Stanford University, 24 Feb. 2010. Web. 03 Feb. 2014. <http://plato.stanford.edu/entries/skepticism-ancient/>.


Orijinal Metin İçin: https://1000wordphilosophy.com/2014/02/06/external-world-skepticism/



Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Veritas Analitik Felsefe Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yanıt

  1. Mehmet Emin Üstün Avatar

    Algılarımızı ve bilincimizi uyarıcı kaliteli bir paylaşım olmuş tebrikler !

    Beğen

Yorum bırakın