1- Tanrı’nın Yüceliği
İbrahimi dinlere göre Tanrı muhteşemdir. Her şeye gücü yeter, her şeyi bilen, sonsuz iyilik sahibi, Evrenin yaratıcısı, var olmak için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve kendisini çok yüce değil, var olan en yüce yapan tüm sıfatların da sahibidir.
“Bunlar iyi güzel de,” der teist olmayanlar, “bu varlığını onaylayamayacağımız bir varlığın özellikleridir.” Ancak, tanrının varlığı için sunulan meşhur ve güçlü bir argüman olan ontolojik argümana göre, tanrının varlığı düşünülmesi mümkün olan en mükemmel olandır, Ve bu tanrının var oluşuna bir kanıttır.
Bu makale bu argümanı tanıtmaktadır.
2- Anselm’in Ontolojik Argümanı
Ontolojik argümanın pek çok çeşidi bulunmaktadır. Fakat biz en önce sunulan versiyon olan Anselm’in (1033-1109) sunduğu versiyonu inceleyeceğiz. [1]
Önceden de söylediğimiz gibi, Tanrı kendisinden daha kudretlisi düşünülemeyen varlıktır. Bu, Anselm’in Tanrı için yapmış olduğu kaba bir tanımdır, bunu DKDV diye kısaltabiliriz. Tanıma göre, DKDV tasavvur edilebilen en kudretli varlıktır. Eğer Tanrı’yı düşünüyorsanız ve ondan daha kudretli bir varlık tasavvur ediyorsanız, Tanrı’yı tasavvur etmiyorsunuz demektir, bu kadar basit.
Şimdi, kesinlikle Tanrı’yı tasavvur ediyorsunuz. Bir şeyi tasavvur etmek onun hakkında keskin ve açık bir biçimde düşünmek demektir, bu makalenin başından beri yaptığımız şeydir. Şimdi, Tanrı’nın -en azından konsept olarak- var olduğunu biliyoruz, çünkü Tanrı’yı tasavvur edebiliyoruz. Ateistler bile bunu kabul etmektedir. Ateistlerin reddettiği ve agnostiklerin ne kabul ne reddettiği durum, Tanrı’nın gerçeklikte var olmasıdır. Şimdi sezgisel olarak, bir varlığın konsept olarak var olmasıyla hem konsept olarak hem de gerçeklikte var olması arasında ayrım olduğunu kabul ediyoruz.
Argümana gelince: Ateistin haklı olduğunu varsayalım. Tanrı’nın varlığı gerçeklikte değil, konsepttedir. Fakat öyle olursa bir başka olası varlık olur: sadece konseptte değil aynı zamanda gerçeklikte de var olan Tanrı, bu varlık da DKDV’den daha kudretli olmuş olur.[2] Böylelikle tasavvur edilebilir en kudretli varlıktan daha kudretli bir varlık tasavvur edilmiş olur. Fakat tasavvur edilebilir en kudretli varlıktan daha kudretli bir varlık düşünülemez, bu düpedüz bir çelişkidir. O zaman, önceden yapmış olduğumuz Tanrı’nın sadece konseptte var olduğu fikri yanlış olmuş olur, çünkü her çeşit çelişki yanlışlanır. Bu sebeple, Tanrı hem konseptte hem de gerçeklikte var olmalıdır. Sonuç olarak Tanrı vardır.[3]
Ontolojik argüman sadece mantıksal yolları ve tanımları kullanarak belki de en büyük felsefi sonuca ulaştığı için kayda değer bir argümandır. Sadece konseptteki tanrı anlayışımızla tanrının var olduğu sonucuna ulaşabiliriz.
Ancak pek çok insan, Yüce Tanrı’nın bu kadar basit bir biçimde kanıtlanabileceği fikrinden rahatsız olmuşlardır. Teist veya teist olmayan pek çok kritik, Ontolojik Argümanı pek çok sebepten eleştirmiştir. Marmoutiers’li Gaunilo’nun (994-1083) ve Immanuel Kant’ın (1724-1804) yapmış olduğu, en etkili sayılan iki eleştiriye bir göz atalım.
3- Gaunilo’nun Eleştirisi
Gaunilo Anselm’in çağdaşı ve bir keşişti. “Aptala bir cevap”[4] adlı eserinde, Gaunilo bizden başka bir harika şeyi düşünmemizi istemektedir: daha güzeli düşünülemez adası. Bu adaya da DGDA diyelim. Bu düşündüğümüz adanın bir adayı harika yapan her özelliğe sahip olduğunu düşünelim: yatıp uzanmaya uygun güzel beyaz kumlar, yüzmek için ılık sular, etrafta da bir tane bile turist yok. Tabii ki sadece konseptte var olan böyle bir adanın çelişkiği olur. DGDA’dan mükemmel bir varlık olur, gerçeklikte var olan DGDA. Böylelikle DGDA var olmuş olur. Ve tabii ki, biz burada adayı seçtik ama, her şey için bunu yapabiliriz: bina, fare kapanı, at, istediğin her neyse. [5]
Gaunilo’nun bize gösterdiği şey, Anselm’in akıl yürütmesini kullanarak her türlü garip şeyin de, var olmadığı kesin olan şeylerin de, varlığını iddia edebiliriz. Böylelikle Gaunilo, Anselm’in akıl yürütmesinde ölümcül bir hata bulunduğu sonucuna ulaşmış olmaktadır.[6]
4- Kant’ın Eleştirisi
Hangisini tercih ederdin: kahveyi mi, yoksa var olan kahveyi mi? Bu soru “kahveyi mi yoksa kahve olmayan bir şeyi mi istersin” sorusundan farklıdır. Kahve değil, kahve değildir, kahve ve var olan kahve de hiç de farklı değildir! Burada Lewis Caroll benzeri bir saçmalıkla karşılaştığımızı düşünüyorsan, haklısın. Kant’ın da ontolojik argümana karşı çıkışı böyledir.
Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi” adlı eserine göre, Anselm’in argümanının sorunu “sadece konseptte var olan” tabiriyle “hem konseptte hem de gerçeklikde var olan” tabiri arasında yapılmış olan ayrımdadır. Anselm’e göre, iki farklı kategori bulunmaktadır: konseptte var olan şeyler ve hem konseptte hem de gerçeklikte var olan şeyler. Fakat gerçekte var olan şeyle olmayan şey iki farklı şey değildir. Bunların arasındaki fark birinin sadece var oluyor diğerininse var olmamasıdır. Bazı şeylerin var olup bazı şeylerin var olmadığı kesindir. Fakat var olmak bir nesnenin var olmayan ikiziyle arasındaki bir ayrım değildir.
Sonuç olarak, Kant’a göre, var olmak çok özel bir sıfattır ve Anselm’in argümanında kullanıldığı gibi kullanılamaz. Tanrı sınıfında bulunanla var olan sınıfında bulunan arasında bir fark olmadığı gibi, Tanrı ile Var Olan Tanrı arasında hiçbir fark da bulunmamaktadır. Yani, var olan Tanrı ile olmayan Tanrı arasında göreli hiçbir fark bulunmamaktadır.
5- Sonuç
Tabii ki, Gaunilo ve Kant bu konuda son sözü söylemiş değildir. Gaunilo ve Kant’ın ontolojik argüman eleştirilerine karşı güçlü argümanlar sunulmuştur. Dahası, bu ontolojik argümandan daha kompleks ontolojik argümanlar kurulmuş ve tartışılmıştır. Ontolojik argüman hakkında bir şey kesindir ve o da şudur: sağlam gelsin veya da gelmesin, Tanrı’nın varlığını kanıtlamak amacıyla kurulmuş büyüleyici ve güçlü bir argümandır.
Notlar
[1] Descartes’ın vermiş olduğu mükemmellik konseptinin var olması (Bkz. Marc Boro’nun Descartes’ meditations 4-6) ve Alvin Plantinga’nın sözde Modal Ontolojik Argümanı (Bkz. Thomas Metcalf’ın Modal Ontological Arguments for the Existence of God) iki farklı meşhur örnek olarak gösterilebilir.
[2] Sadece konseptte var olan bir Tanrı mı yoksa hem konseptte hem de gerçeklikte var olan bir Tanrı mı daha büyüktür? Hem gerçeklikte hem de konseptte var olan bir Tanrı’nın yapabileceği ama sadece konseptte var olan bir Tanrı’nın yapamayacağı şeyleri düşünelim: dünyaları yaratabilir. Dualara icabet edebilir. Sonsuz iyiliğin kaynağı olabilir. Erdemi ödüllendirip kötülüğü cezalandırabilir. Tüm bu şeyler harika görünüyor, bunların hiçbirini de sadece konseptte var olan Tanrı yapamaz.
[3] Bu biçimde yapılan bir kanıtlamayı geometri dersleriniz gibi derslerden dolaylı kanıtlama olarak hatırlayabilirsiniz. Filozoflar ve Mantıkçılar bu biçimde bir kanıtlamaya reductio ad absurdum der, veya da abese indirgeme der. Gördüğünüz üzere buradaki strateji, kanıtlama çalışılan şeyin tam tersini düşünmek ve bir abese yol açıp açmadığına bakmaktır. Sonrasında ortaya atılan önceki fikri reddetmektir.
[4] “Aptal kalbinden dedi ki: ‘Tanrı yoktur’” (Mezmur 14:1)
[5] Burada sadece var olan en güzel adadan, attan veya fare kapanından bahsetmediğimizi belirtmemiz gerekir. Biz burada olması mümkün olan en güzel ada, at ve fare kapanından bahsediyoruz. Var olan nesnelerin içlerinden biri en iyisi olduğu düşüncesi (o nesneyi iyi yapan durumlar düşünüldüğünde) kabul edilebilir bir görüştür. Fakat olabilecek en iyi veya da tasavvur edilebilecek en iyi nesne tabirleri bambaşka bir şeydir.
[6] Gaunilo’nun argümanı bir reducto ad absurdum’dur: Anselm’in akıl yürütmesinin geçerli olduğunu ve bir absürtlük meydana geldiğini düşünün, böyle olursa, Anselm’in akıl yürütmesi sıkıntılı olacaktır.
Referanslar
Anselm, St., Proslogion, in St. Anselm’s Proslogion, M. Charlesworth (ed.), Oxford: OUP, 1965.
Kant, Immanuel. Critique of Pure Reason. Trans. Paul Guyer and Allen W.
Wood. Cambridge: Cambridge UP, 1998.
Plantinga, Alvin. The Nature of Necessity. Oxford: Clarendon, 1974.
Orijinal Metin İçin: The Ontological Argument for the Existence of God – 1000-Word Philosophy: An Introductory Anthology
Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Yorum bırakın