Hem işçi sınıfı hem de göçmen kökeni olan bir Britanyalı olarak söyleyebilirim ki, bir davetiyede “şık kıyafet”ten daha çok okumaktan korktuğum bir kelime var: “Siyah Kravat” veya da Amerikansanız “Smokin”. Bir kostüm partisi kolayca kaçırılabilir. Ama yemeğe bir ceketle gelmeniz isteniyorsa bu ev sahibinizin köklü ve iyiliklerini kolayca reddedemeyeceğiniz bir kurum olmasından gelir.
Hiçbir zaman kravat takmayı sevmem. Freelance yaşamımın avantajlarından biri de iş yeri takım elbisesi deli gömleğini bırakıp pijamalarımla bile çalışabilmemdir. Fakat benim siyah kravata karşı olan huzursuzluğum sadece giyim kuşam tercihlerimden kaynaklanan bir şey değildir. Beni gerçekten sinirlendiren şey, tüm dünyadaki çoğu giyim kuralı gibi, akşam şık giyiminin bir çeşit elitlik ve dışlamanın sembolü olmasıdır. İnsanlardan özel bir kıyafet giymeleri istendiğinde, bunun bu kıyafeti giyenler ve giymeyenler arasındaki bir statü ayrışması olduğunu anlamak için bir antropolojist olmak gerekmez.
Bu sinirim eksantrik görünebilir ama normalde hoşsohbet bir insanımdır. George Brown Başbakan olana kadar, Maliye Bakanıyken geçirdiği yıllar boyunca Yıllık Manison House Konuşması gibi etkinliklerde geleneksel beyaz kravat giyimini hep reddetmişti. Eleştirmenleri Brown’ın çocukça bir politik jestte bulunduğunu ve giyim kuralının hoş ve zararsız bir gelenek olduğunu söylemişlerdi.
Tüm gelenekler hoş veya zararsız değildir. Bazen ise özellikle gelenek için bile değildir. Erkekler için resmi gece kıyafetleri 18. yüzyıla kadar sürekli yeniden düzenlendi. 1850’ler ve 19. yüzyılın sonları arasında, aristokratlar ve centilmenler akşam yemeği için kuyruklu ceket, kesik yakalı gömlek ve beyaz kravat giyerlerdi. Viktoryen Britanya’da daha kısa akşam yemeği ceketler kuyruklu cekete daha resmi olmayan, sıra dışı bir alternatif olarak ortaya çıktı. Karma bir topluluk için çok cüretkar olduğu düşünülüyordu, ancak Birinci Dünya Savaşından sonra standart resmi kıyafet oldu. Hatta 1950’lerde, Amerikan görgü kuralları uzmanı Amy Vanderbilt smokini “aslında anlamsız bir giysi” olarak tanımladı ve asla kilisede giyilmemesi gerektiğini söyledi.
Fakat Birleşik Krallık’ta, siyah kravat giyim kuralı hala aristokrat bir kır evinde akşam yemeği gibi bir fikir çağrıştırıyor. Siyah kravat kuralıyla bir sorunu olmayan kişiler, elit üniversitelerin resmi yemekleri ve balolarıyla kültürlenmişlerdir ve dışarıdan bir kişinin onları taklit etmesinin ne olduğunu muhtemelen anlayamazlar. Onlara göre, bir kişinin dolabında akşam kıyafetinin olmayışı, benim dolabımda bir akşam kıyafeti olması kadar tuhaftır. En tarz akşam kıyafetini bile giyseydim, yine de rahatsız olurdum. Bir aktör kostümü giymişim de olmadığım birini olmaya çalışıyormuşum gibi hissederdim.
Kıyafet kuralının işleyişi böyledir: uygun kıyafetleri olmayan kişi ya bu kıyafetler olmadan meydan okurcasına ve sivrilmiş bir biçimde ortaya çıkacak, ya da beceriksizce uyum sağlamak için para harcayıp bu kıyafetleri satın alacak ya da kiralayacak. Çoğu kimse sosyal cezadan ziyade ekonomik bir meblayı tercih etmektedir.
Balolar ve şık giyimler içinde büyümemiş pek çok insan, kendilerini elit dünyaya uyumlu hale getirmeleri istendiğinde akşam kıyafetini memnuniyetle giyerler. Brown sonunda Kraliçe’yle yapmış olduğu yemek davetinde beyaz kravatlı takım elbiseyi giymişti. Birleşik Krallık İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn bile, ekim ayında Buckhingam Sarayında bir akşam yemeğine beyaz kravatlı bir takım elbiseyle katılarak ateşli sosyalist kimliğinin bir kısmını feda etti. Benzersiz koşullara uyum sağladıkları için ikisini de suçlamıyorum. Ama bana göre, başkaları çok kolay bir şekilde uyum sağladığında, bu ayrıcalıklı kurumlarla gizli bir antlaşma içerisinde olunduğunu gösteriyor. Bu bağlanan kravat aynı zamanda pek çok kişiyi yabancılaştıran bir üniformadır.
Siyah kravatlı takım elbise giymeyi reddetmek, sadece kişinin bir grup içindeki baskıya karşı kendi gerçek bireysel kimliğini gösterme çabası değildir. Bu olay, bundan daha karmaşıktır. Günlük kıyafetler içinde bile, insanlar aksanları, isimleri ve nerede okudukları üzerinden yargılanıyorlar. Eğer sınıf ve ayrıcalığın ne olduğunun son derece farkında olursak, kendi kimliklerimizin de basitçe ve sadece bizim tercihlerimizin bir sonucu olmadığının da farkında oluruz. Tarihlerimizden kaçamayız, özellikle insanların sınıfları belirleyen kişilere bu kadar uyum sağladığı kültürlerde.
Bana göre, siyah kravat giyme talebinin tolare edilemeyecek kısmı, beni asla katılamayacağım bir sınıfın geleneklerine uymaya zorlamasıdır. Eğer bunu giymeyi reddedersem, bu egosentrik bir biçimde eşsiz olduğumu söyleme biçiminden ziyade, kim olduğumu basit bir biçimde yeni bir görgü kuralını takip ederek yapamayacağımın bir kabulüdür. Ve bunu yapmamı isteyen herkese diyebileceğim, onların dünyası kendilerinindir, küçük elit bir dünya, ben de dahil herkesin bulunduğu dünya değil.
Orijinal Metin İçin: Why I never want to dress up in black tie again | Aeon Ideas
Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Yorum bırakın