1- Geleneksel Bilgi Tanımı
Bilgi nedir?[1] Filozoflar, açık bir bilgi fikrine ulaşabilmek için bir bilgi konsepti tanımı oluşturmamız gerektiğini söylemiştir. Böyle bir analiz yapabilmek için ilk başta bu konseptin bileşenlerini açıklamamız gerekir. Buradaki düşünce, konseptin her bir bileşeni tekil olarak gerekli (her birine ihtiyaç duyulması) ve hep birlikte yeterli olmasının gerekli olmasıdır.[2]
Platon’un diyaloğu Theaetetus’tan beri, neredeyse evrensel olarak kabul edilen bir bilgi konsepti tanımı bulunmaktadır. Buna geleneksel bilgi tanımı da diyebiliriz. Bu tanıma göre, bilgi (i) Gerekçelendirilmiş (ii) Doğru (iii) İnanç’tır. Öncelikle, bir kişi bir şeyi bilebilmek için önce ona inanması gerekmektedir. Tenis raketinin dolapta olduğunu Max’in bildiğini ama inanmadığını söylemek çelişkili bir ifade olur.
İkinci olarak, Max tenis raketinin dolapta olduğunu biliyor olması, ama kendi raketinin sahada kalmış olması da bir çelişki gibi duruyor. Max raketinin dolapta olduğuna inanıyor olabilir ama yanılıyordur. O, raketinin dolapta olduğunu bildiğine de inanıyordur ama burada da yanılıyordur. Belki de Max çok iyi kanıtlara da sahiptir ama her şeye rağmen yine de yanılıyordur. Tüm bu durumlarda Max raketinin nerede olduğunu bilmiyordur, çünkü sahip olduğu inanç yanlıştır.
Son olarak, Max’in raketinin dolapta olduğunu bilmesi için gerekçelendirmeye, kanıtlara ya da iyi nedenlere sahip olması gerektiği söylenebilir.[3] Max’in raketinin dolapta olduğuna inanmak için hiçbir iyi nedeninin olmadığını düşünelim. Eğer Max raketinin dolapta olduğunu tahmin ederse, şans eseri de bu tahmin doğru çıkarsa, göründüğü kadarıyla Max, doğru bir inanca sahip olmuştur ama gerekçesiz bir doğru inanca sahip olmuştur, bu da bilgi değildir.[4]

2- Problem
Edmund Gettier’in 1963 yılında yazmış olduğu “Is Justified True Belief Knowledge?” (Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?) isimli makalesi geleneksel tanıma karşı ciddi bir şekilde meydan okumuştur. Bir konsept tanımı, tanıma uymayan uygun örnekler sunarak (tanımın zorunluluğuna meydan okuyarak), veya da tanıma görünüşte uyan ama her şeye rağmen tanımın kapsamadığı örnekler sunarak (tanımın kapsayıcılığına meydan okuyarak) çürütülebilir.
Gettier makalesinde, yukarıdaki ikinci biçimdeki gibi iki tane örnek sunuyor. Verilen iki örnek de gerekçelendirilmiş doğu inanç tanımına uygun ama bilgi denilemeyecek örnekler. Bu iki örnekten ünlü olanına bir bakalım.
Smith ve Jones isimli iki kişi aynı işe başvururlar. Şirketin başkanı Smith’e Jones’un işi alacağını, Smith’in alamayacağını söyler. Smith daha sonra Jones’un cebindeki bozuk paraları sayar. Jones’un cebinde on tene madeni para vardır. Smith’in “Jones işi alacak ve Jones’un on madeni parası var.” cümlesine inanmak için mükemmel kanıtları vardır. Daha sonra Smith “işi alacak kişinin cebinde on madeni para var” şeklinde bir çıkarımda bulunur ve bu çıkarıma inanır. Ama Smith’in de -bilmeden- cebinde on madeni para vardır ve son dakika karar değiştirilir ve Jones yerine Smith işi alır. O zaman “işi alacak kişinin cebinde on madeni para var” önermesi, işi Smith almış ve Smith’in de cebinde on madeni parası olmuş olmasıyla, doğru oluyor.
Bu durumda, Smith cebinde on madeni para olan kişi işi alacak önermesi hakkında gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmuş oluyor. Ama çoğumuz, bu durumda Smith’e bilgiyi atfetmekte tereddüt ediyoruz. Görünen o ki gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmasına rağmen, Smith’in şansı yaver gitmiş ve böylece inancı doğru olmuştur. Eğer bu doğruysa Gettier bize gerekçelendirilme, doğruluk ve inancın bilgi oluşumu için yetersiz olduğunu ve böylelikle, geleneksel tanımın da yanlış olduğunu göstermiş oluyor.
3- Önerilen Çözüm
Gettier problemine karşı verilen genel cevap, bilginin oluşumu için gerekçelendirme, doğruluk ve inancın zorunlu olduğu, fakat bilginin oluşumunda yetersiz kaldığı ve dördüncü bir maddenin gerekli olduğu olmuştur. İlk olarak sunulan önerme, yanlış gerekçelendirmelerle oluşan inançları bilgi olarak tanımlanmaktan vazgeçmek olmuştur. Gettier’in vermiş olduğu orijinal önermede, Smith, cebinde on madeni para bulunan kişinin işi alacağı doğru inancına ulaşırken, yanlış bir inanç olan Jones’ın işi alacağı ve Jones’ın cebinde on madeni para olduğundan yola çıkmıştır.
Ancak, bu cevap Roderick Chisholm, Alvin Goldman ve Carl Ginet gibi epistemologlar tarafından hızlı bir biçimde eleştirildi. Yeni sunulan bu örneğe karşı Goldman’ın sunmuş olduğu karşı-örneğe bakalım:
Arabayla bir şehirlerarası yolculuk yaptığını farz edelim. Her zaman olduğu gibi, bir çiftliğin yanından geçtiğini düşünüyorsun. Fakat bilmeden, Sahte Çiftlik Diyarı’ndan geçiyorsun. Bu diyarda gördüğün binalar ikna edici şekilde tasarlanmış sahte çiftlik maketleri. Bir noktada, yol arkadaşına dönüp bir binayı gösteriyorsun ve “bu bir çiftlik” diyorsun. Bu işaret ettiğin bina gerçekten de bir çiftlik, bu Sahte Çiftlik Diyarı’ndaki tek gerçek çiftliği göstermiş ve “bu bir çiftlik” önermen de doğru olmuş oluyor.
İşaret etmiş olduğun binanın bir çiftlik olduğunu biliyor muydun? Hiçbir yanlış inanca sahip olmadan gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmuş oldun, ama yine de bilgiye sahip olup olmadığın meçhul. Bu durum doğruysa, yanlış inançlara yer vermemek olan dördüncü şartın yetersiz olduğunu gösterir.
4- Sonuç
Gettier problemi hakkında yapılan tartışmalarda şans hakkında çokça konuşulduğu farkedilebilir. Bu durumun farkedilmesi pek çok çağdaş epistemoloğun epistemik şansın ne olduğu üzerine yoğunlaşmalarına sebebiyet vermiştir. Eğer biz bu tür şansın ne olduğunu tanımlayabilirsek, (i) hangi çeşitlerinin bilgi yok edici olduğunu[5], (ii) bu tarz bilgi yok edici şansları nasıl durdurabileceğimizi de bulabiliriz.[6]
Notlar
1 En az üç tane bilgi çeşidi bulunmaktadır: önermesel bilgi (Onun bilgisi), yetenek bilgisi (nasılın bilgisi), tanıdıklık bilgisi (). Mesela, 1000-word Philosophy metni çevirisi okuduğunu biliyorsun, nasıl okuduğunu biliyorsun ve en yakın arkadaşını biliyorsun. Bu makalenin (ve genel olarak çağdaş Anglo-Amerikan epistemolojinin) konusu önermesel bilgidir.
2 Birkaç teknik terim: analiz edilen objeye analysandrum (çoğul analysanda), analize ya da objeyi analize de analysans (çoğul analysans) denir.
3 Epistemik gerekçelendirme hakkında bir giriş için Todd R. Long’un Epistemic Justification: What is Rational Belief? Epistemologlar arasında gerekçelendirme, kanıt ve mantık tabirlerinin aynı şey olup olmadığı üzerine derin tartışmalar bulunmaktadır. Bu yazının amacı için, hepsini eş anlmalı olarak değerlendireceğiz.
4 En kötümser tanıdığınızın yapmış olduğu kıyamet tahminlerini bir düşünün. Bazen işler ters gittiğinde muzaffer bir edayla “biliyordum!” diyecektir. O kişinin bunu bildiğini iddia etmezsin, o sadece huysuz ve kötümser bir insandır ve onun kötü düşünceleri de o anda gerçek olmuştur. Fakat onun sözlerinde bir gerekçelendirme yoktur ve böylelikle bilgisi de yoktur.
5 Bkz. Engel (1992)
6 Bkz. Pritchard (2005)
Referanslar
Gettier, Edmund L. “Is Justified True Belief Knowledge?” Analysis 23.6 (1963): 121.
Pritchard, Duncan. Epistemic Luck. New York: Oxford UP, 2005.
Orijinal Metin İçin: https://1000wordphilosophy.com/2014/04/10/the-gettier-problem/
Çevirmen: Abdullah Asım Gökmen


Yorum bırakın